“Adalet Herkes İçin, Hukuk Herkes İçin” « Börü Türk- Büyük Turan'ın Sesi

18 Ağustos 2026 - 13:41

“Adalet Herkes İçin, Hukuk Herkes İçin”

Son Güncelleme :

18 Ağustos 2026 - 15:04

25 views
“Adalet Herkes İçin, Hukuk Herkes İçin”

CHP Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal’dan Sert Çıkış: “Yargı Kararı Olmadan Kimse Suçlu İlan Edilemez”

Cumhuriyet Halk Partisi’nde Bursa ve Nilüfer siyasetinin gündemine oturan tartışmada tansiyon yükseliyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile önceki dönem Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in devam eden yargı süreçleri sonuçlanıncaya kadar parti üyeliklerinin askıya alınmasına ilişkin açıklamasına, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Av. Deniz Baykal’dan dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir karşılık geldi.

Baykal, açıklamasında parti yönetiminin söz konusu kararına ilişkin değerlendirmesini açıkça ortaya koyarken, devam eden yargı süreçleri tamamlanmadan ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadan siyasi yaptırım uygulanmasını doğru bulmadığını ifade etti.

“Masumiyet karinesi” ve “hukukun üstünlüğü” vurgusunu açıklamasının merkezine yerleştiren Baykal, CHP’nin kendi demokratik değerleriyle çelişmemesi gerektiğini savundu. Baykal’ın açıklaması, parti içerisindeki farklı görüşlerin kamuoyu önünde daha görünür hale geldiği bir dönemde, örgüt yönetimi açısından da önemli bir siyasi mesaj olarak değerlendirildi.

“Bu Parti Kişilerden ve Makamlardan Çok Daha Büyüktür”

CHP Nilüfer İlçe Başkanı Av. Deniz Baykal, açıklamasına CHP’nin kurumsal kimliğine vurgu yaparak başladı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kişilerden, görevlerden ve dönemsel siyasi tartışmalardan çok daha büyük olduğunu belirten Baykal, parti içerisinde ortaya çıkan sorunların çözüm adresinin yine CHP’nin kendi demokratik yapısı olması gerektiğini söyledi.

Baykal’ın yaklaşımına göre, farklı görüşlerin ortaya çıkması veya parti içerisinde eleştirilerin yaşanması, örgütsel bağların koparılmasını gerektirmiyor. Aksine bu tür dönemlerde parti içi demokrasi ve istişare mekanizmalarının daha fazla işletilmesi gerekiyor.

Baykal, CHP’nin kendi içindeki sorunlarını dışlayıcı kararlarla değil, örgütün demokratik kültürü ve parti hukuku çerçevesinde çözmesi gerektiği mesajını verdi.

Bozbey ve Erdem İçin Net Tavır: “Yol Arkadaşlarımızı Yalnız Bırakmayacağız”

Baykal’ın açıklamasında Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem’e yönelik sahiplenici ifadeler dikkat çekti.

Her iki ismin de yıllarca CHP çatısı altında siyasi mücadele verdiğini belirten Baykal, seçim dönemlerinde örgütle birlikte sahada çalıştıklarını ve Bursa ile Nilüfer’de CHP adına önemli görevler üstlendiklerini ifade etti.

Baykal, geçmişte parti için emek vermiş isimlerin bugün zorlu bir süreçle karşı karşıya kaldıklarında yalnız bırakılmalarının CHP’nin örgüt kültürüyle bağdaşmayacağını savundu.

Bu noktada Baykal’ın mesajı oldukça netti: Siyasi mücadele yalnızca başarı dönemlerinde birlikte yürütülemez.

Baykal’a göre gerçek örgüt dayanışması, herkesin güçlü olduğu ve herhangi bir tartışmanın bulunmadığı dönemlerde değil, siyasi ve hukuki açıdan en zor günlerde ortaya çıkıyor.

“Kesinleşmiş Mahkûmiyet Yoksa Kimse Suçlu İlan Edilemez”

Açıklamanın en sert bölümlerinden biri, devam eden yargı süreçlerine ilişkin oldu.

Baykal, Bozbey ve Erdem hakkında yürütülen süreçlerin hukuk içerisinde, özgür, adil ve şeffaf biçimde sonuçlandırılması gerektiğini belirtti.

İddiaların araştırılmasının ve varsa suçların hukuk önünde karşılığının bulunmasının doğal olduğunu ifade eden Baykal, ancak yargı süreci tamamlanmadan ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı ortaya çıkmadan kişilerin suçlu ilan edilmesine karşı olduğunu açıkça dile getirdi.

Bu yaklaşımını yalnızca siyasi bir tavır olarak değil, hukuk devletinin temel prensiplerinden biri olarak değerlendiren Baykal, masumiyet karinesinin herkes için geçerli olması gerektiğini vurguladı.

“Masumiyet Karinesi Sadece İyi Günlerde Hatırlanmaz”

Baykal’ın açıklamasında en güçlü hukuki vurgu masumiyet karinesi üzerinden geldi.

Masumiyet karinesinin yalnızca siyasi açıdan rahat dönemlerde hatırlanacak bir ilke olmadığını belirten Baykal, asıl sınavın zor dönemlerde bu ilkeye sahip çıkmak olduğunu ifade etti.

Bu sözlerle Baykal, siyasi baskı veya kamuoyu tepkisi oluştuğu düşünülen dönemlerde dahi hukukun temel prensiplerinden taviz verilmemesi gerektiğini savundu.

Baykal’ın mesajı, “Bir kişi hakkında iddia bulunması ile o kişinin suçlu olduğunun kesinleşmesi aynı şey değildir” anlayışı üzerine kuruldu.

Bu nedenle devam eden yargı süreçlerinin sonucunun beklenmesi gerektiğini belirten Baykal, siyasi kararların yargı makamlarının vereceği nihai kararın yerine geçmemesi gerektiğini vurguladı.

“Ben Yargının Yerine Geçemem, Geçmemeliyim”

CHP Nilüfer İlçe Başkanı Baykal, kendi görev alanına ilişkin de dikkat çeken bir sınır çizdi.

Bir ilçe başkanı olarak yargının yerine geçemeyeceğini ve geçmemesi gerektiğini belirten Baykal, siyasi makamların görevinin mahkeme gibi karar vermek olmadığını söyledi.

Baykal’a göre siyasetçilerin görevi, hukukun üstünlüğünü ve adalet ilkesini savunmak; yargı sürecinin sonucunu ise yargı makamlarına bırakmak.

Bu nedenle devam eden davalar üzerinden siyasi hüküm verilmesine karşı çıkan Baykal, CHP’nin demokratik ve hukuki değerlerinin siyasi konjonktüre göre değişmemesi gerektiği mesajını verdi.

Parti Üyeliklerinin Askıya Alınmasına Açık İtiraz

Baykal, açıklamasında parti üyeliklerinin askıya alınması meselesinde de tavrını net biçimde ortaya koydu.

Yargı süreçleri sonuçlanmadan Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem’in parti üyeliklerinin askıya alınmasını doğru bulmadığını belirten Baykal, aynı şekilde söz konusu isimlerin istifaya yönlendirilmesine de karşı olduğunu açıkladı.

Bu yaklaşım, CHP içerisinde parti yönetimi ile yerel örgüt arasında farklı değerlendirmelerin kamuoyuna yansıması açısından önem taşıyor.

Baykal, kararın parti içi disiplin veya siyasi sorumluluk açısından ayrıca değerlendirilebileceğini kabul etmekle birlikte, devam eden yargı sürecinin kesin bir hüküm ortaya koymadığı bir aşamada kişilerin siyasi olarak dışlanmasına karşı olduğunu ortaya koydu.

“CHP’nin Hukuku ve Örgüt Kültürü Siyasi Konjonktüre Göre Değişmemeli”

Baykal’ın açıklamasındaki temel eleştirilerden biri de parti içi hukuk anlayışına yönelik oldu.

CHP’nin demokratik bir siyasi parti olarak kendi iç hukukuna ve örgüt kültürüne sahip çıkması gerektiğini belirten Baykal, siyasi tartışmaların parti içerisindeki dayanışmayı ortadan kaldırmaması gerektiğini savundu.

Parti içinde eleştiri yapılabileceğini, yanlış görülen uygulamalara itiraz edilebileceğini ve farklı düşüncelerin açıkça ifade edilebileceğini belirten Baykal, bunun dışlama veya tasfiye anlayışına dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Baykal’ın mesajı şu çerçevede şekillendi:

Eleştiri olabilir, itiraz olabilir, fikir ayrılığı olabilir; ancak parti içi demokrasi ve örgütsel dayanışma ortadan kaldırılmamalı.

“Zor Günlerde Vefa Gösterilmiyorsa Örgüt Olmanın Anlamı Nedir?”

Baykal, açıklamasında “vefa” kavramını da sert biçimde gündeme taşıdı.

Yıllarca CHP için mücadele eden, seçim kampanyalarında çalışan ve parti adına siyasi sorumluluk üstlenen kişilerin zor günlerinde yalnız bırakılmasının örgütsel açıdan kabul edilemeyeceğini savundu.

Siyasi başarıların ortakları çoğaldığında herkesin yanında olmasının kolay olduğunu belirten Baykal, gerçek dayanışmanın siyasi ve hukuki baskının hissedildiği dönemlerde gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu nedenle Bozbey ve Erdem’in yaşadığı süreçte parti örgütünün tamamen dışlayıcı bir tavır takınmaması gerektiğini belirten Baykal, “yol arkadaşlığı” kavramını öne çıkardı.

“CHP Sadece Kazandığı Günlerin Partisi Değildir”

Baykal’ın açıklamasında CHP’nin tarihsel ve siyasi kimliğine yönelik vurgu da dikkat çekti.

CHP’nin yalnızca seçim kazandığı, iktidar olduğu veya kamuoyu desteğinin yüksek olduğu dönemlerde birlikte hareket eden bir parti olmadığını belirten Baykal, partinin asıl gücünün zor zamanlarda ortaya çıkan örgütsel dayanışmadan geldiğini söyledi.

Baykal, siyasi mücadelede iniş ve çıkışların kaçınılmaz olduğunu, ancak bu dönemlerde parti içerisindeki bağların korunması gerektiğini savundu.

Bu anlayış doğrultusunda CHP örgütünün birbirini tüketmek yerine büyütmeye odaklanması gerektiğini ifade etti.

“Kişiler Değişir, Makamlar Değişir, CHP Kalır”

Baykal, açıklamasının en çarpıcı siyasi mesajlarından birini ise CHP’nin kurumsal kimliği üzerinden verdi.

“Kişiler değişir. Görevler değişir. Makamlar değişir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi kalır” ifadelerini kullanan Baykal, kişisel siyasi hesapların partinin kurumsal geleceğinin önüne geçmemesi gerektiğini savundu.

Bu sözler aynı zamanda CHP içerisinde yaşanan tartışmaların kişiler üzerinden değil, parti politikaları ve demokratik mekanizmalar üzerinden yürütülmesi gerektiğine ilişkin bir mesaj olarak değerlendirildi.

Baykal, CHP’nin temel hedefinin birbirini siyasi olarak tüketmek değil, partinin örgütsel gücünü artırmak olması gerektiğini vurguladı.

“Dün Yanımızda Olanları Bugün Yalnız Bırakmayacağız”

Açıklamasında kararlı bir tutum sergileyen Baykal, CHP için geçmişte mücadele etmiş isimlerin bugün karşı karşıya kaldıkları zorluklar nedeniyle yalnız bırakılmaması gerektiğini yineledi.

“Zor günlerde yol arkadaşlarımızın yanında duracağız” anlayışını öne çıkaran Baykal, bunun kişisel bir tercih değil, örgütsel sorumluluk olduğunu ifade etti.

Bu tavrıyla Baykal, parti içerisindeki dayanışmanın sadece siyasi çıkarların örtüştüğü dönemlerde değil, görüş ayrılıklarının ve hukuki sorunların yaşandığı dönemlerde de korunması gerektiğini savundu.

Nilüfer Örgütünden Parti Yönetimine Güçlü Mesaj

Baykal’ın açıklaması, yalnızca Bozbey ve Erdem’e yönelik bir değerlendirme olarak değil, CHP’nin parti içi yönetim anlayışına ilişkin daha geniş bir mesaj olarak da dikkat çekti.

Nilüfer İlçe Başkanı sıfatıyla yapılan açıklamada, örgüt iradesinin, parti içi demokrasi anlayışının ve hukukun üstünlüğünün birlikte korunması gerektiği vurgulandı.

Baykal, parti yönetiminin kararlarına karşı farklı bir görüşün bulunabileceğini gösterirken, bunun CHP içerisinde demokratik bir tartışma olarak ele alınması gerektiği mesajını verdi.

Bu açıdan açıklama, CHP’de merkez yönetim ile yerel örgütlerin hukuki ve siyasi tartışmalara yaklaşımındaki farklılıkların kamuoyu önünde daha görünür hale gelmesi bakımından da önem taşıyor.

“Adalet Herkes İçin, Hukuk Herkes İçin”

CHP Nilüfer İlçe Başkanı Av. Deniz Baykal, açıklamasının sonunda siyasi tavrını üç temel kavram üzerinden özetledi: adalet, hukuk ve parti dayanışması.

Baykal, kişilerin siyasi konumlarına veya parti içerisindeki görevlerine göre farklı hukuk standartlarının uygulanmaması gerektiğini savunurken, adalet ilkesinin herkes için aynı şekilde işletilmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamanın sonunda verdiği mesaj ise CHP içerisindeki tartışmanın ana çerçevesini ortaya koydu:

“Adalet herkes için, hukuk herkes için, Cumhuriyet Halk Partisi hepimiz için.”

Baykal’ın açıklaması, CHP’de devam eden tartışmaların yalnızca belirli isimlerin parti üyeliği üzerinden değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi, parti içi demokrasi, örgüt dayanışması ve siyasi vefa başlıkları üzerinden de ele alındığını ortaya koydu.

Önümüzdeki süreçte devam eden yargı dosyalarının seyri, parti yönetiminin alacağı yeni kararlar ve CHP’nin yerel örgütlerinden gelecek açıklamalar, Bursa ve Nilüfer siyasetinin gündeminde belirleyici olmaya devam edecek.

Baykal’ın sert çıkışı ise şimdiden CHP içerisinde önemli bir tartışmanın kapısını aralamış durumda: Yargı süreçleri tamamlanmadan siyasi yaptırım uygulanmalı mı, yoksa masumiyet karinesi ve parti içi dayanışma gereği nihai karar mı beklenmeli?

CHP Nilüfer İlçe Başkanı’nın açıklaması, bu tartışmada kendi pozisyonunu açık biçimde ortaya koyarken, kararın kamuoyunda ve parti örgütlerinde nasıl karşılık bulacağı önümüzdeki dönemde daha net şekilde görülecek.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Veri alınamadı.