“Bu Bir Çöküş Tablosudur, Sorumlular Hesap Vermelidir!”
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırı, Türkiye’nin eğitim sistemindeki derin krizi bir kez daha gözler önüne serdi. Okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıda, aralarında hayati tehlikesi bulunan eğitim emekçilerinin de yer aldığı toplam 17 kişi yaralanırken, saldırganın olayın ardından yaşamına son verdiği açıklandı.
Eğitim Sen adına Şube Başkanı Derviş Erdem tarafından yapılan açıklamada, yaşananlar yalnızca bir “şiddet vakası” olarak değil, “sistemin çöküşünü ilan eden ağır bir toplumsal kırılma” olarak değerlendirildi.
“Bu Bir Olay Değil, Açık Bir Çöküş Tablosudur”
Açıklamada son derece sert ifadelere yer verildi:
“Bugün yaşananlar münferit bir saldırı değildir. Bu, eğitim sisteminin nasıl çürütüldüğünün, toplumsal yapının nasıl çözülmeye terk edildiğinin en çıplak göstergesidir. Okullar artık güvenli alanlar olmaktan çıkmış, adeta kontrolsüz risk alanlarına dönüşmüştür.”
Kısa süre önce İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik hatırlatılarak, bu acının henüz tazeyken benzer bir trajedinin yaşanmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
“Şiddet Tesadüf Değil, Bu Düzenin Ürünüdür”
Derviş Erdem, şiddetin rastlantısal olmadığını açık bir dille ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Şiddet durduk yere ortaya çıkmaz. Eşitsizliklerin derinleştiği, gençlerin umutsuzluğa itildiği, eğitimle bağlarının koparıldığı ve dışlanmanın normalleştiği bir düzende şiddet kaçınılmaz hale gelir. Bugün yaşananlar bu çarpık düzenin doğrudan sonucudur.”
Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılmasının, okulların ve eğitim emekçilerinin itibar kaybının bu tabloyu ağırlaştırdığı ifade edildi.
“Sorumlular Açık: Hesap Vermek Zorundalar”
Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise doğrudan sorumlulara yönelik oldu:
“Eğitim sistemini piyasalaştıran, eşitsizlikleri derinleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını çökerten siyasi ve idari anlayış bu tablonun başlıca sorumlusudur. Bu bir ihmal değil, açık bir yönetim zaafıdır. Sorumlular kamuoyu önünde hesap vermek zorundadır.”
Okullar Güvenliğini Kaybediyor
Okulların çocuklar, gençler ve eğitim emekçileri için güvenli kamusal alanlar olması gerektiği hatırlatılan açıklamada, mevcut durumda bu özelliğin hızla kaybedildiği belirtildi. Fiziki güvenlik önlemlerinin tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekilerek, sorunun çok daha derin ve yapısal olduğu vurgulandı.
“Eğitim Politikaları Yeniden İnşa Edilmeden Çözüm Mümkün Değil”
Erdem, çözümün yüzeysel tedbirlerle sağlanamayacağını belirterek, eğitim sisteminin köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ifade etti:
“Eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışı yeniden inşa edilmeden bu karanlık tablo değişmez. Gençleri yalnızlaştıran, okulları asli işlevinden koparan politikalar sürdükçe benzer acılar yaşanmaya devam edecektir.”
“Eğitim Bir Güvenlik Meselesine İndirgenemez”
Eğitim Sen’in temel yaklaşımı da açıklamada net şekilde ortaya kondu:
“Eğitim, yalnızca güvenlik tedbirleriyle ele alınabilecek bir alan değildir. Eğitim, kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak, onların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak devletin en temel sorumluluğudur.”
Geçmiş Olsun Mesajı ve Mücadele Vurgusu
Açıklamanın sonunda saldırıda yaralanan öğretmen, öğrenci ve kamu görevlilerine acil şifalar dilenirken, eğitim camiasına geçmiş olsun mesajı iletildi.
Ancak mesaj bununla sınırlı kalmadı; sert bir mücadele kararlılığı da ortaya kondu:
“Bugün en temel görevini yerine getiremeyen, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri bir kez daha uyarıyoruz. Hesap verilmeden bu karanlık tablo değişmez. Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın alanı haline getirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Siverek’te yaşanan bu kanlı saldırı, yalnızca bir güvenlik zafiyeti değil; eğitim sisteminde biriken yapısal sorunların patlama noktası olarak değerlendirilirken, yapılan açıklamalar Türkiye’de eğitim politikalarının yeniden ve köklü biçimde tartışılması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.