Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Demokrasi ve Halk İradesi Vurgusu
Bursa’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar, CHP Kurultayı’na yönelik “mutlak butlan” tartışmaları ve muhalefete dönük yargı müdahalelerine karşı kitlesel bir protesto gerçekleştirdi. Fomara Meydanı’nda toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Kent Meydanı’na yürüyerek demokrasi, halk iradesi ve siyasi özgürlükler için ortak mücadele çağrısı yaptı.
Eylem boyunca sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atılırken, protestoya emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Yürüyüş, son dönemde muhalefete yönelik yargı süreçleri ve siyasi baskılara karşı yükselen toplumsal tepkinin Bursa’daki yansıması olarak değerlendirildi.
“Bu Sadece Bir Parti Meselesi Değil”
Kent Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında konuşan KESK Dönem Sözcüsü Derviş Erdem, yaşananların yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi olarak görülemeyeceğini belirterek bunun doğrudan halk iradesine ve demokratik siyasete yönelik bir müdahale olduğunu söyledi.
Erdem açıklamasında, siyasi partilerin genel merkezlerinin demokratik yaşamın meşru alanları olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir. Siyasi partilerin genel merkezleri, demokratik yaşamın meşru alanlarıdır. Bu alanlara saldırı yapılması, hukuk devletiyle, halk iradesiyle ve demokrasiyle bağdaşmaz.”
Açıklamada, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şeyin muhalefeti baskı altına alan bir yönetim anlayışı değil; hukuku, barışı, demokratikleşmeyi ve halkın iradesini esas alan bir siyasal düzen olduğu ifade edildi.
“Muhalefeti Tasfiye Etme Girişimi”
Basın açıklamasında özellikle yerel seçimlerin ardından muhalefete yönelik baskıların arttığına dikkat çekildi. Seçilmiş belediye başkanları, siyasetçiler ve muhalif toplumsal kesimlerin “siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla” hedef alındığı savunuldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik açılan “mutlak butlan” davası ile parti binasına emniyet güçleri eliyle müdahale edilmesinin, demokratik siyaset alanını daraltmaya dönük daha geniş kapsamlı bir sürecin parçası olduğu ifade edildi.
Erdem konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük ‘mutlak butlan’ davası ve parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.”
Açıklamada ayrıca, halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin kabul edilemeyeceği belirtilerek, demokratik süreçlerin yargı ve güvenlik aygıtları aracılığıyla şekillendirilmek istendiği öne sürüldü.
“Rüzgâr Ekenler Fırtına Biçecektir”
Konuşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise iktidara yönelik sert eleştirilerin dile getirildiği bölüm oldu. Emek ve Demokrasi Güçleri adına yapılan açıklamada, halkın yükselen itirazını bastırmaya çalışanların bunun sonuçlarıyla karşılaşacağı mesajı verildi.
“Parti binalarını ele geçirerek halkın iktidara karşı büyüyen itirazını bastırmaya çalışanlar bilmelidir ki; rüzgâr ekenler fırtına biçecektir.”
Açıklamada ekonomik kriz ve emekçilerin yaşadığı sorunlara da değinildi. İşçi sınıfı ve emekçilerin yoksullaştırıldığı, sermaye yanlısı politikaların toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiği ifade edilerek, halkın örgütlü mücadelesinin önemine vurgu yapıldı.
“Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur.”
“Demokrasi ve Adalet İçin Ortak Mücadele”
Basın açıklamasının sonunda emek örgütleri, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin demokrasi, adalet ve halk iradesi mücadelesinde ortak tutum alacağı belirtildi.
Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesine karşı mücadele çağrısı yapılan açıklamada, tüm demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesi gerektiği ifade edildi:
“Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.”
Eylem, kitlelerin hep birlikte attığı:
“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”
sloganıyla sona erdi.