Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tedbir kararıyla görevlerine iade edildiği belirtilen 2023 kurultayı öncesi Parti Meclisi üyelerini 1 Haziran tarihinde toplantıya çağırdığı kamuoyuna yansımıştı. Ancak Kılıçdaroğlu’nun daha sonra bu toplantı kararından vazgeçerek çağrıyı iptal etmesi, hem hukuki hem de siyasi açıdan doğru, yerinde ve sorumlu bir davranış olmuştur.
HABER ERDAL ORHAN
Çünkü mevcut hukuki durumda Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan sıfatını fiilen ve hukuken kullanabilmesi mümkün değildir.
Her şeyden önce, Kılıçdaroğlu adına düzenlenmiş ve yürürlükte bulunan bir genel başkanlık mazbatası bulunmamaktadır. Bilindiği üzere siyasi partilerde görev ve yetkinin temel dayanağı mazbatadır. Mazbata olmadan genel başkanlık yetkisinin kullanılması hukuken tartışmalı hale gelir. Dolayısıyla Parti Meclisi’ni toplantıya çağırma yetkisi de hukuki dayanak açısından mevcut değildir.
Nitekim mahkemenin verdiği tedbir kararının uygulanabilmesi amacıyla dosyalar ilgili seçim kurullarına gönderilmiş; ancak seçim kurulları, yeni bir mazbata düzenlemeyerek dosyaları geri göndermiştir. Bu durum, tedbir kararının fiilen ve hukuken henüz uygulanamadığını açıkça göstermektedir.
Aynı şekilde, görevlerine iade edildiği ifade edilen eski Parti Meclisi üyeleri açısından da hukuken tamamlanmış bir iade işlemi söz konusu değildir. Çünkü bu kişilere görevlerine döndüklerine ilişkin resmi mazbatalar verilmemiştir. Mazbata olmadan görev yetkisi doğmayacağı için, bu isimlerin bir araya gelmesi resmi bir Parti Meclisi toplantısı niteliği taşımayacak; en fazla siyasi bir değerlendirme veya arkadaş toplantısı olarak yorumlanabilecektir.
Kılıçdaroğlu’nun da bu hukuki tabloyu dikkate alarak toplantıyı gerçekleştirmeme yönünde karar aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hukukun sınırları içerisinde hareket eden bu yaklaşımın doğru değerlendirilmesi gerekir.
Öte yandan mevcut durumda mazbatası geçerliliğini koruyan seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in, yine mazbataları geçerli olan son seçilmiş Parti Meclisi üyelerini toplantıya çağırabilmesi hukuken mümkündür. Zira siyasi partilerde yetkinin kaynağı seçim ve buna bağlı olarak düzenlenen resmi mazbatalardır.
Sonuç olarak; siyasi tartışmaların ötesinde, hukuk devletinin gereği olarak herkesin yetki ve sorumluluk sınırları içerisinde hareket etmesi demokratik düzen açısından büyük önem taşımaktadır.