“AYNI DEVLETİN İKİ AYRI YÜZÜ: KAÇAK DİYOR, ABONELİK VERİYOR!”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan sert çıkış: “Bu çarpıklık değilse nedir?”
Türkiye’de yıllardır kangren haline gelen imar ve yapı kayıt sorunları, kamu yönetimindeki derin çelişkileri bir kez daha gözler önüne serdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, kamuoyuna yansıyan çarpıcı bir örnek üzerinden sert ifadelerle yüklenerek, devlet kurumları arasındaki uygulama tutarsızlığını adeta yerden yere vurdu.
Görüntülerde bir yapının giriş kapısına asılmış “Yapı Tatil Zaptı” belgesi açıkça görülüyor. Bu belge, ilgili yapının belediye tarafından imar mevzuatına aykırı, ruhsatsız ya da kaçak yapı olarak tespit edildiğini ortaya koyuyor. Ancak skandal bununla sınırlı değil. Aynı yapıda elektrik aboneliği aktif, tesisat çalışıyor ve doğalgaz bağlantısı kullanılıyor. Yani bir kamu kurumu “kaçak” dediği yapıya, diğer kamu kurumları eliyle yaşamın en temel altyapı hizmetleri sağlanıyor.
Bu tabloyu “devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir yönetim zaafı” olarak nitelendiren Hacıoğlu, sert sözlerle şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir yapı ya kaçaktır ya değildir! Eğer kaçaksa elektrik, su, doğalgaz nasıl veriliyor? Eğer bu hizmetler veriliyorsa, o zaman vatandaşa yıllar sonra dönüp ‘sen kaçak yapıdasın’ demek hangi hukuk anlayışına sığar? Bu, vatandaşı tuzağa düşürmektir!”
“VATANDAŞ ÖDÜYOR, DEVLET CEZALANDIRIYOR”
Hacıoğlu’nun dikkat çektiği en kritik noktalardan biri de vatandaşın sistem içinde çifte yük altında bırakılması. Yıllarca vergi ödeyen, abonelik ücretlerini yatıran ve tüm resmi işlemleri yaptığını düşünen vatandaş, bir anda “kaçak yapı” gerekçesiyle ağır cezalar, yıkım kararları ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.

Bu çarpık sistemin yalnızca bireysel mağduriyetler doğurmadığını vurgulayan Hacıoğlu, meselenin artık toplumsal bir kriz haline geldiğini ifade etti:
“Bu sorun tek tek yapıların meselesi değildir. Bu, milyonlarca insanın barınma hakkını doğrudan ilgilendiren sosyal bir gerçekliktir. İnsanlar devletin verdiği hizmete güvenerek yaşam kuruyor, sonra aynı devlet tarafından cezalandırılıyor. Bu kabul edilemez!”
BÜYÜKŞEHİR YASALARI VE PLANSIZLIK KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ
Özellikle büyükşehir yasaları sonrası kırsal alanların imar planlarına dahil edilmesinde yaşanan eksiklikler, kontrolsüz yapılaşmayı artırırken; pandemi sürecinde hızlanan köye dönüş dalgası ve artan konut ihtiyacı, sorunu daha da büyüttü. Plansızlık, denetimsizlik ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği, bugün ortaya çıkan bu çelişkili tabloyu adeta kaçınılmaz hale getirdi.
Uzmanlara göre, mevcut durumda aynı yapı farklı kurumlar tarafından farklı statülerde değerlendiriliyor. Belediyeler yıkım ve ceza sürecini başlatırken, altyapı kurumları abonelik vermeye devam ediyor. Bu durum, kamu yönetiminde ciddi bir bütünlük sorunu olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
“CEZA DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETİN!”
Hacıoğlu, sert eleştirilerinin ardından çözüm çağrısını da net bir şekilde dile getirdi. Sorunun cezalandırma odaklı yaklaşımlarla çözülemeyeceğini vurgulayan Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Devletin görevi vatandaşı köşeye sıkıştırmak değil, çözüm üretmektir. Yapılması gereken bellidir: Bu yapıları kayıt altına almak, denetlemek, güvenli hale getirmek ve vatandaşın mağduriyetini gidermek. Aksi halde bu çarpıklık büyüyerek devam eder.”
GERÇEĞİN FOTOĞRAFI: SİSTEM ÇÖZÜM BEKLİYOR
Ortaya çıkan bu çarpıcı görüntü, aslında Türkiye’deki imar sorunlarının küçük bir özeti niteliğinde. Bir kapıda “Yapı Tatil Zaptı”, aynı yapıda aktif elektrik ve doğalgaz… Bu tablo, yalnızca bir çelişki değil; sistemsel bir kırılmanın açık göstergesi.
Vatandaş ise net: Devletin farklı yüzleri arasında sıkışmak değil, adil, tutarlı ve sürdürülebilir bir çözüm istiyor.