DEVA Partili Osman Yılmaz’dan ekonomi, adalet ve sosyal yapı üzerinden sert değerlendirme
DEVA Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Ekonomi ile Finans Politikalarından Sorumlu isim Osman Yılmaz, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde yaptığı kapsamlı değerlendirmede Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve hukuki tabloya dikkat çekti. Yılmaz, son aylarda kutlanan özel günlerin toplumun farklı kesimleri açısından bir bayram havasından uzak geçtiğini belirterek, “İşçi, anne, çiftçi, genç, emekli ve dar gelirli vatandaşlarımız için bayramlar artık sevinç değil, mücadele ve geçim kaygısı anlamına geliyor” dedi.
Türkiye’nin ağır bir ekonomik ve sosyal kriz sürecinden geçtiğini ifade eden Yılmaz, yüksek enflasyon, gelir adaletsizliği, üretim sorunları, genç işsizliği ve hukuk sistemindeki aşınmanın toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini söyledi.
“1 Mayıs işçiler için bayram değil, hak arama mücadelesi oldu”
Açıklamasında ilk olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne değinen Osman Yılmaz, özellikle maden işçileri başta olmak üzere çalışan kesimlerin ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.
Yılmaz, işçilerin düşük ücretler, artan hayat pahalılığı ve güvencesiz çalışma koşulları altında ezildiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“1 Mayıs İşçilerin Bayramı’ydı. Ancak işçilerimiz bu günü kutlamaktan çok, hak arama mücadelesiyle geçirmek zorunda kaldı. Maden işçilerinin yaşadığı örneklerde olduğu gibi emekçilerimiz yollarlarda, meydanlarda, parklarda polis ve jandarma gözetiminde seslerini duyurmaya çalıştı. Emekçinin alın terinin karşılığını alamadığı bir düzende bayramdan söz etmek mümkün değildir.”
“Anneler ekonomik ve sosyal baskı altında yaşam mücadelesi veriyor”
10 Mayıs Anneler Günü’nün de toplumun içinde bulunduğu tablo nedeniyle buruk geçtiğini belirten Yılmaz, kadınların ekonomik ve sosyal baskılar altında yaşamaya çalıştığını söyledi.
Kadına yönelik şiddetin arttığını, aile yapısının ekonomik sorunlar nedeniyle yıprandığını ifade eden Yılmaz, doğurganlık oranlarındaki düşüşün de Türkiye açısından ciddi bir alarm verdiğini belirtti.
“Anneler Günü’nü; dövülen, ezilen, öldürülen kadınların arttığı bir ortamda geçirdik. Evlilik oranlarının düştüğü, boşanmaların arttığı, annelik oranlarının nüfusun kendisini yenilemesi gereken 2,1 seviyesinden 1,42’ye kadar gerilediği bir dönem yaşıyoruz. Kadınlarımız artık anne olmaya dahi çekinir hale geldi. Aile ve nüfus vizyon belgeleri açıklanıyor ancak annelerimiz ekonomik zorluklar altında ailesini ayakta tutmaya çalışıyor.”
“Çiftçi üretimden kopuyor”
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin değerlendirmesinde ise tarım sektörünün yaşadığı yapısal sorunlara dikkat çeken Yılmaz, üreticinin artan maliyetler altında ezildiğini söyledi.
Çiftçinin yeterli destek alamadığını belirten Yılmaz, bütçedeki faiz harcamaları ile tarıma ayrılan destekleri kıyaslayarak hükümetin önceliklerini eleştirdi.
“Çiftçilerimiz ürününün para etmediği, ithalat politikalarının gölgesinde bırakıldığı, mazot, gübre ve yem maliyetleri altında ezildiği bir ortamda Çiftçiler Günü’nü geçirdi. 2025 bütçesinde faize 2,7 trilyon lira ayrılırken çiftçiye bunun ancak 16’da biri kadar, yaklaşık 168 milyar lira destek ayrılması üreticinin nasıl yalnız bırakıldığının göstergesidir.”
“Gençlik umudunu kaybediyor”
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın da gençlerin yaşadığı sorunların gölgesinde kutlandığını ifade eden Osman Yılmaz, özellikle eğitim sistemi ve genç işsizliğine dikkat çekti.
Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda bulunan gençlerin sayısının milyonlara ulaştığını belirten Yılmaz, bağımlılık sorunlarının da giderek büyüdüğünü söyledi.
“Gençlerimiz 19 Mayıs’ı umutla değil kaygıyla karşıladı. Ne evde ne işte olan gençlerimizin sayısı 6,5 milyona ulaştı. Sanal kumar, yasa dışı bahis ve uyuşturucu kullanımındaki artış toplum açısından ciddi bir tehdide dönüşmüş durumda. Eğitim sistemi yıllardır bir türlü istikrara kavuşamadı. Gençler geleceğini başka ülkelerde arar hale geldi.”
“Türkiye ağır ekonomik tablo altında Kurban Bayramı’na giriyor”
27-31 Mayıs tarihleri arasında hem Kurban Bayramı’nın hem de Fetih kutlamalarının gerçekleştirileceğini hatırlatan Yılmaz, vatandaşların bayrama ağır ekonomik koşullar altında girdiğini söyledi.
Türkiye’de hayat pahalılığının artık kontrol edilemez seviyelere ulaştığını belirten Yılmaz, dört aylık enflasyon verilerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“2025’in ilk dört ayında enflasyon yüzde 14,64’e ulaştı. Sadece Nisan ayı enflasyonu olan yüzde 4,18 bile dünyadaki birçok ülkenin yıllık enflasyon oranından daha yüksek. Vatandaş her geçen gün daha da fakirleşiyor.”
“Emekli ve asgari ücretli artık kurban kesemiyor”
Açlık ve yoksulluk sınırındaki yükselişin milyonlarca insanı temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirdiğini belirten Yılmaz, özellikle emekliler ve asgari ücretlilerin büyük bir geçim sıkıntısı yaşadığını ifade etti.
“Açlık sınırı 34 bin 587 liraya, yoksulluk sınırı ise 112 bin 661 liraya dayanmış durumda. 20 bin lira emekli maaşıyla, 28 bin lira asgari ücretle yaşam mücadelesi veren milyonlarca vatandaşımız bırakın kurban kesmeyi, adeta kendisi kurban haline gelmiştir.”
“Gelir dağılımı bozuluyor, yolsuzluk algısı büyüyor”
Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek derinleştiğini ifade eden Osman Yılmaz, toplumun küçük bir kesiminin milli gelirden büyük pay aldığını söyledi.
“En yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesim milli gelirin yüzde 48,6’sını alırken, en düşük gelir grubundaki yüzde 20 ancak yüzde 6,4 pay alabiliyor. Bu tablo sosyal adaletin ciddi şekilde bozulduğunu gösteriyor.”
Yılmaz ayrıca Türkiye’nin uluslararası endekslerde gerilemesine de dikkat çekerek, kara para, uyuşturucu, yasa dışı bahis, kaçakçılık ve yolsuzluk operasyonlarının ülkenin geldiği noktayı ortaya koyduğunu savundu.
“Türkiye maalesef kara para, uyuşturucu, bahis, kaçakçılık ve yolsuzluk iddialarıyla anılan bir ülke görüntüsü vermektedir. Dünya Yolsuzluk Algı Endeksi’nde son bir yılda 17 sıra gerileyerek 182 ülke arasında 124’üncü sıraya düşmemiz son derece düşündürücüdür.”
“Demokrasi ve hukuk alanında ciddi gerileme yaşanıyor”
Açıklamasında hukuk sistemi ve kamu yönetimine ilişkin eleştirilerde de bulunan Yılmaz, liyakat eksikliği ve adalet sistemindeki sorunların ülkenin geleceğini tehdit ettiğini söyledi.
“Demokrasi, adalet, eğitim, liyakat ve ehliyet konularındaki bozulma her geçen gün daha görünür hale geliyor. Türkiye’nin Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde son 10 yılda 38 sıra gerileyerek 143 ülke arasında 118’inci sıraya düşmesi bunun açık göstergesidir.”
“Türkiye’nin acilen bir değişime ihtiyacı var”
Türkiye’nin mevcut tabloyu hak etmediğini belirten Osman Yılmaz, ülkenin yeniden hukuk, liyakat ve istişare temelinde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
DEVA Partisi’nin bu değişimi sağlayacak siyasi kadrolara sahip olduğunu savunan Yılmaz, şu çağrıda bulundu:
“Güzel ülkemiz bu tabloyu hak etmiyor. Türkiye’nin acilen bir kan değişimine ihtiyacı var. Ülkemizi yeniden rayına oturtacak, adaleti, liyakati ve istişare kültürünü devlet yönetiminde hâkim kılacak tek adres Ali Babacan liderliğindeki DEVA kadrolarıdır.”
“Gerçek bayramlar için adres sandık”
Toplumun tüm kesimlerinin gerçek anlamda bayram yaşayabilmesinin demokratik değişimle mümkün olduğunu ifade eden Yılmaz, vatandaşlara seçim çağrısında bulundu.
“İşçinin, emeklinin, çiftçinin, gencin, annenin ve dar gelirlinin gerçek bayramları yaşayabilmesi yapılacak ilk seçimde DEVA Partisi’nin desteklenmesiyle mümkün olacaktır.”
Osman Yılmaz açıklamasının sonunda tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak birlik, huzur ve refah temennisinde bulundu.