“Madenleri Değil, Yanan Ormanlarımızı Geri İstiyoruz”
BURSA – GÜRSU: Bursa’nın Gürsu ilçesine bağlı Dışkaya Mahallesi’nde yaklaşık 100 hektarlık alanda yapılması planlanan maden ocağı ile mermer taş kırma-eleme tesisine karşı mahalle sakinleri traktörleriyle eylem düzenledi. Köylüler, geçen yıl orman yangınında zarar gören alanın da bulunduğu bölgede yeni bir madencilik faaliyetine izin verilmemesini istedi.
Traktörleriyle alana gelen vatandaşlar, taşıdıkları “Madenleri değil, yanan ormanlarımızı geri istiyoruz” pankartlarıyla projeye tepki gösterirken, bölgenin orman, tarım, su kaynakları ve hayvancılık açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Mahalle sakinleri, projenin iptal edilmesini ve yangında zarar gören ormanların yeniden ağaçlandırılmasını talep etti.
100 HEKTARLIK ALANDA MADEN PROJESİ
Dışkaya Mahallesi’ne yaklaşık 900 metre mesafede bulunduğu belirtilen proje kapsamında yılda 200 bin metreküp maden çıkarılması planlanıyor. Proje kapsamında çıkarılacak malzemenin yaklaşık 20 bin metreküpünün mermer, 180 bin metreküpünün ise pasa olarak değerlendirileceği ifade ediliyor.
Projede yalnızca maden çıkarılması değil; patlatma, kırma ve eleme faaliyetlerinin de gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Yaklaşık 100 hektarlık alanı kapsadığı belirtilen proje, bölgede yaşayan vatandaşların çevresel etkiler konusunda kaygılarını artırırken, köylüler özellikle orman dokusunun, tarım alanlarının ve su kaynaklarının zarar görmesinden endişe ediyor.
“YANAN ORMANLARIN YENİDEN YEŞERMESİNİ İSTİYORUZ”
Eylemde konuşan DOĞADER Başkanı Murat Demir, bölgenin geçen yıl büyük bir orman yangınıyla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.
Yangının söndürülmesi sırasında kamu kurumlarının, ekiplerin ve vatandaşların yoğun mücadele verdiğini belirten Demir, yangından kısa süre sonra bölgede madencilik ruhsatı başvurusunda bulunulduğunu söyledi.
Demir, yaklaşık 100 hektarlık proje alanında tapu ve kadastro kayıtlarında orman arazilerinin bulunduğunu belirterek, yalnızca yangından zarar gören bölümlerin proje kapsamı dışında tutulmasının yeterli olmayacağını savundu.
Demir, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Yanan ormanı yapmayın ama diğer ormanları kesin, biçin, aşağı inin, talan edin, yapın. Bu da doğru değil. Ormanlık alana taş ocağı, maden ocağı açılması yanlıştır.”
Demir’in açıklaması, bölgede yaşayanların temel talebinin yalnızca yanan alanların korunması değil, bütün orman ekosisteminin madencilik faaliyetlerinden uzak tutulması olduğunu ortaya koydu.
GÜRSU’NUN TARIMI İÇİN TOZ VE PATLATMA ENDİŞESİ
Projeye karşı çıkanların bir diğer önemli gündem maddesi ise bölgenin tarımsal üretimi.
Gürsu’nun Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Demir, özellikle coğrafi işaretle tescilli Santa Maria armudunun bölgedeki üretim açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı.
Maden sahasında gerçekleştirilecek patlatma, kırma ve eleme faaliyetleri sırasında oluşabilecek tozun tarımsal üretim üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği endişesi dile getirildi.
Mahalle sakinleri açısından mesele yalnızca bir maden ocağının açılması olarak görülmüyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde ortaya çıkabilecek çevresel etkilerin, bölgedeki tarım, hayvancılık ve kırsal yaşamın tamamını etkileyebileceği savunuluyor.
“SU KAYNAKLARIMIZDAN ENDİŞE EDİYORUZ”
Dışkaya Mahallesi Muhtarı Gürol Şişek de projenin bölgedeki su kaynakları açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu belirtti.
Bölgede yaklaşık 12 bin kişinin kullandığı içme suyu kaynaklarının bulunduğunu ifade eden Şişek, özellikle maden sahasında yapılması planlanan patlatmaların yeraltı ve yüzey su kaynakları üzerindeki olası etkilerinden endişe ettiklerini dile getirdi.
Şişek, bölgedeki doğal kaynakların yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da ortak değeri olduğunu vurgulayarak, projenin çevresel etkilerinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
KÖYLÜLER: “BİZ BU KÖYÜN SAHİPLERİYİZ”
Eyleme katılan mahalle sakinleri ise bölgenin yıllardır kendilerinin yaşam alanı ve geçim kaynağı olduğunu belirterek projeye açık şekilde karşı çıktı.
Vatandaşlar, kırsal yaşamın merkezinde bulunan ormanların, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının ekonomik faaliyetler uğruna geri dönüşü zor biçimde zarar görmesini istemediklerini ifade etti.
Köylülerden gelen en dikkat çekici mesajlardan biri ise:
“Biz bu köyün sakinleri değil, sahipleriyiz.”
sözü oldu.
Mahalle sakinleri, kendilerine danışılmadan bölgenin doğal yapısını değiştirecek bir faaliyetin hayata geçirilmesine karşı olduklarını belirtti.
PM10, PM2.5 VE KRİSTAL SİLİKA TARTIŞMASI
Eylemde ayrıca maden çıkarma, kırma, eleme ve öğütme faaliyetleri sırasında ortaya çıkabilecek PM10 ve PM2.5 partikülleri ile kristal silika içeren ince tozların oluşturabileceği sağlık risklerine dikkat çekildi.
Vatandaşlar, çevresel etkilerin yalnızca ağaçların kesilmesiyle sınırlı olmadığını; hava kalitesi, tarımsal üretim, su kaynakları ve insan sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bu nedenle mahalle sakinleri, projenin yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değil, çevresel ve sosyal maliyetleriyle birlikte ele alınmasını istedi.
“MADENİ DEĞİL, ORMANI İSTİYORUZ”
Traktörleriyle eylem yapan Dışkaya sakinlerinin ortak talebi netti:
Maden ocağı ve kırma-eleme tesisinin yapılmaması, ormanların korunması ve geçen yıl yangında zarar gören alanların yeniden ağaçlandırılması.
Vatandaşlar, bölgede yeni bir madencilik faaliyeti yerine yanan ormanların yeniden yeşertilmesini ve doğal yaşamın korunmasını istiyor.
Gürsu’da gerçekleştirilen eylem, kırsal alanlarda madencilik faaliyetleri ile ormanların, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunması arasındaki tartışmayı bir kez daha gündeme taşıdı.
Dışkaya’da köylülerin verdiği mesaj ise pankartlara da yansıyan ifadeyle özetlendi:
“Madenleri değil, yanan ormanlarımızı geri istiyoruz.”