Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program (2027-2029) çerçevesinde, 2026 yılı makroekonomik tahminleri yukarı yönlü riskler ve jeopolitik gelişmeler doğrultusunda güncellenmiştir. Küresel ve bölgesel belirsizliklerin etkisiyle büyüme, enflasyon ve dış dengenin bazı göstergelerinde revizyonlar yapılmıştır.
Programın değerlendirmesinde savaş kaynaklı arz şokları, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ticaret ortaklarının zayıflayan büyüme performansı merkezî rol oynamıştır. Bu koşullar altında alınan önlemler ve para-kredi politikalarının etkisiyle ekonomik istikrarı güçlendirmeye yönelik adımlar vurgulanmıştır.
Güncellenen Temel Tahminler ve Dış Faktörlerin Etkisi
2026 büyüme tahmini %3,3 olarak revize edilirken, sanayi büyümesi tahmini %2,3 seviyesine gerilemiştir. Yıl sonu enflasyon tahmini ise %28,4 olarak yükseltilmiştir. Enerji ithalatı maliyeti beklentisi 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkarılmıştır.
Küresel görünümde; brent petrol fiyatı varsayımı 64,3 dolardan ortalama 89,3 dolara yükselmiş, enerji dışı emtia fiyatlarında beklenen düşüş yerine artış öngörülmüştür. Bu gelişmeler küresel enflasyon tahminini de %3,6’dan %4,7‘ye taşımıştır.
İhracat, Turizm ve Cari Denge Beklentileri
Programda ihracat performansının dirençli olduğu, ihracatın teknolojik içeriğinin arttığı ve Ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın yaklaşık 280 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtilmiştir. Buna karşın savaşın etkisiyle turizm gelirleri tahmini 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir.
Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2026 için %2,6 olarak güncellenmiş; 2024-2026 dönemindeki artışta savaş kaynaklı etkilerin payının önemli olduğu ifade edilmiştir.
Rezervler, Kur Güveni ve Finansal Göstergeler
Yürütülen politikalar sonucunda TL mevduat payı artmış, brüt rezervler 89,7 milyar dolar artışla 188,2 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Risk primi ise 700 seviyelerinden 220’nin altına gerilemiştir; bu gelişmeler borçlanma maliyetleri üzerinde olumlu etki yaratmıştır.
Program Vizyonu: Büyüme Niteliğinin Dönüşümü
2027-2029 dönemine ilişkin olarak, 2026’da beklenen %3,3 büyümenin ardından sırasıyla %4,2 (2027), %4,6 (2028) ve %5 (2029) büyüme hedefleri konmuştur. Program, büyümenin niteliğini iyileştirmeyi; yatırımlar, verimlilik artışı, teknoloji yoğunluğu ve yüksek katma değerli faaliyetleri ön plana almayı hedeflemektedir.
Toplam faktör verimliliği büyümeye belirgin katkı sağlamaya devam edecek şekilde planlanmakta; program dönemi boyunca yıllık ortalama 1,1 puanlık TFP katkısı hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, tüketimden yatırıma ve üretken büyümeye kayışı desteklemektedir.
İstihdam ve Sosyal Hedefler
İstihdamı iyileştirmeye yönelik hedeflerle işsizlik oranında kademeli düşüş öngörülmüştür: 2026 için %8,1 olan işsizlik tahmini, 2027’de %8,0, 2028’de %7,8 ve 2029’da %7,6 seviyelerine çekilmeyi amaçlamaktadır.
Program, beşeri sermaye yatırımlarını artırırken kamu yatırımlarını özel sektör yatırımlarına ön açıcı ve tamamlayıcı hale getirmeyi ve kaynak kullanımında etkinliği yükseltmeyi hedeflemektedir.
Sonuç ve Politika Yaklaşımı
Yapılan güncellemeler, programın yöneliminde köklü bir değişiklik değil; dışsal şokların etkisinin bir yansımasıdır. Politika yapıcılar, jeopolitik riskleri ve küresel arz kaynaklı baskıları yakından izleyerek, dış şoklara karşı dayanıklılığı artıracak, enflasyonla mücadeleyi sürdürecek ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek önlemleri vurgulamaktadır.
Vurgulanması gereken husus: Enerji ve emtia fiyatlarındaki artışların dış dengeye etkisi, ihracatın dirençli yapısı ve verimlilik odaklı büyüme stratejisi programın temel eksenlerini oluşturmaktadır.