Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında “siyasi tutuklu değil” değerlendirmesi yapması kamuoyunda tartışma yarattı. Bu sözlerin ardından İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ile YENİ Partili milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Bahadır Erdem hızlı bir şekilde tepki gösterdi.
Dilek İmamoğlu, eşinin 18 aydır özgürlüğünden mahrum olduğunu belirterek yaşananları “siyasi rehine” olarak nitelendirdi ve bu gerçeği görmezden gelenleri eleştirdi.
Eşinden Sert Karşılık
“Eşim 18 aydır siyasi rehine” diyen Dilek İmamoğlu, ailenin yaşadığı mağduriyeti vurguladı: 14 yaşındaki kızları ve iki oğullarının babasının uzun süredir serbest bırakılmadığını belirterek, gerçeği çarpıtanlara karşı tepkisini dile getirdi.
Tanrıkulu: Siyasi Tutukluluk Ölçütleri
Sezgin Tanrıkulu, İmamoğlu’nun durumunu uluslararası literatürdeki siyasi tutukluluk kriterleri açısından değerlendirdi. Tanrıkulu’ya göre sadece suçlamaların başlığına bakmak yeterli değil; tutuklamanın zamanlaması, kişinin siyasi konumu, yürüttüğü faaliyetler ve iktidarla ilişkisi de önem taşıyor. Bu bağlamda Tanrıkulu, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı sonrası gözaltına alınmasının ve yargılanmasının siyasi bağlamdan ayrı düşünülemeyeceğini savundu.
Tanrıkulu ayrıca İmamoğlu’na yöneltilen iddialardan bir kısmının, İstanbul yerel seçimlerinde Kürt seçmenlerle kurulan iş birliğine dayandığını ve bu ilişkinin suçlama konusu yapıldığını söyledi. Bunların tümünün birleştiğinde İmamoğlu’nun siyasi tutuklu kabul edilmesi gerektiğini belirtti ve Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını “akıl tutulması” olarak nitelendirdi.
Medya ve Siyasi Yakınlık Eleştirisi
Bahadır Erdem ise Kılıçdaroğlu’nun iktidara yakın televizyon kanallarında sıkça görünmesine dikkat çekti. Erdem, bu durumu eleştirerek Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ardından iktidara yakın medyanın yaklaşımını sorguladı ve bu yakınlığın muhalefet iddiasıyla çeliştiğini ifade etti.
Öne çıkan nokta: Tartışma, İmamoğlu’nun tutuklanmasının hukuki gerekçeleri ile siyasi bağlamı arasındaki ilişkinin nasıl yorumlanması gerektiği üzerine yoğunlaşıyor. Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmesine karşı gelen tepkiler, hem aile boyutundaki mağduriyeti hem de siyasi analizleri öne çıkarıyor.