“Gömülen Çöp Maden Değil, Geleceğe Bırakılan Yüktür” « Börü Türk- Büyük Turan'ın Sesi

24 Ağustos 2026 - 15:41

“Gömülen Çöp Maden Değil, Geleceğe Bırakılan Yüktür”

Son Güncelleme :

24 Ağustos 2026 - 16:04

28 views
“Gömülen Çöp Maden Değil, Geleceğe Bırakılan Yüktür”

Geçmiş dönem İYİ Parti Bursa Milletvekili adayı Hasan Burhan, Türkiye’nin enerji ithalatı, cari açık, atık yönetimi ve Bursa’nın Hamitler Katı Atık Depolama Alanı üzerinden kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Burhan, çöpün yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir yük olarak görülmemesi gerektiğini savunarak, modern atık yakma ve enerji geri kazanım tesislerinin Bursa için ciddi bir ekonomik ve çevresel fırsata dönüşebileceğini söyledi. Burhan, “Çöp kıymetlendirilirse emtia haline gelir, alınır satılır. Bugün şehirlerin ortasında gömülü maden gibi duran çöp sahaları, doğru teknoloji ve doğru finansman modeliyle enerji kaynağına dönüşebilir” dedi.

Türkiye’nin enerji ihtiyacında ithalata bağımlılığın cari açık üzerindeki etkisi tartışılırken, geçmiş dönem İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Burhan’dan enerji, atık yönetimi ve Bursa’nın geleceğine ilişkin dikkat çeken bir öneri geldi.

Burhan, Türkiye’nin artan üretim hacmiyle birlikte cari açığın önemli kalemlerinden birinin enerji ithalatı olduğunu belirterek, şehirlerde her gün ortaya çıkan milyonlarca ton atığın yalnızca depolanmak yerine ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini savundu.

Atık yönetiminin yalnızca çevre ve temizlik meselesi olmadığını ifade eden Burhan, doğru teknolojiyle değerlendirildiğinde çöplerin elektrik, ısı, tarımsal üretim girdisi ve çeşitli sanayi ürünleri için hammadde sağlayabileceğini söyledi.

Burhan’ın özellikle Bursa için gündeme getirdiği model ise atıkların termal yöntemlerle enerjiye dönüştürülmesi, ortaya çıkan ısının tarımsal üretimde kullanılması ve atıkların farklı bileşenlerinin ayrı ekonomik değerler oluşturacak şekilde değerlendirilmesi üzerine kuruluyor.

“TÜRKİYE’NİN ÇÖPÜNÜ ÇÖP OLARAK GÖRMEYE ARTIK LÜKSÜ YOK”

Türkiye’de atık yönetiminin önemli ölçüde depolama mantığı üzerinden yürütüldüğünü belirten Hasan Burhan, bunun uzun vadede sürdürülebilir bir model olmadığını savundu.

Burhan, modern ülkelerde atığın mümkün olduğunca yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi veya enerjiye dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin de bu dönüşümü hızlandırması gerektiğini söyledi.

Burhan’a göre mesele yalnızca “çöp nereye dökülecek?” sorusundan ibaret değil.

Asıl sorunun;

“Bu atığın içerisindeki ekonomik değeri nasıl ortaya çıkaracağız?”

olması gerektiğini ifade eden Burhan, belediyelerin ve merkezi yönetimin atık yönetimini bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp enerji ve kaynak üretim sisteminin parçası haline getirmesi gerektiğini söyledi.

“BATI DEPOLAMADAN ÇIKTI, BİZ HÂLÂ ÇÖPÜ GÖMMEYİ TARTIŞIYORUZ”

Burhan, geçmişte Avrupa ülkelerinde uygulanan düzensiz depolama yöntemlerinin zaman içerisinde büyük ölçüde modern atık yönetimi sistemleriyle değiştirildiğini belirterek, Türkiye’nin de bu dönüşümü hızlandırması gerektiğini savundu.

Ancak burada dikkat çekici olanın yalnızca depolama alanlarının kapatılması olmadığını belirten Burhan, esas meselenin atığın içerisindeki enerjinin geri kazanılması olduğunu ifade etti.

Modern atık yönetiminde geri dönüşüm, organik atıkların kompost veya biyogaz süreçlerine yönlendirilmesi, geri kazanılamayan atığın ise uygun teknolojilerle enerjiye dönüştürülmesi gibi yöntemlerin birlikte uygulanabileceğini belirten Burhan, “Tek reçete bütün Türkiye’ye uygulanamaz. Her kentin kendi atık yapısına göre bir sistem kurulmalıdır” dedi.

METAN GAZI UYARISI: “ÇÖPÜ GÖMMEK SORUNU ORTADAN KALDIRMIYOR”

Depolama sahalarında organik maddelerin oksijensiz ortamda parçalanması sonucunda metan oluşabildiğine dikkat çeken Burhan, bu gazın kontrol edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.

Düzenli depolama sahalarında gaz toplama sistemleri kullanılarak metanın kontrollü şekilde çekilmesi ve enerji üretiminde değerlendirilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Burhan, bunun aynı zamanda güvenlik açısından da önemli olduğunu söyledi.

Burhan, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük bir faciayı da hatırlattı.

Ümraniye çöplüğü faciası

28 Nisan 1993’te İstanbul Ümraniye Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının patlaması sonucunda büyük bir çöp yığını çevredeki gecekonduların üzerine kaymış ve 39 kişi hayatını kaybetmişti. Resmî ve tarihsel kaynaklarda olayın metan gazı patlamasıyla bağlantısı açık biçimde yer alıyor.

TBMM tutanaklarında da facia sonrasında 27 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin kayıp olarak bildirildiği aktarılmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Öneryıldız/Türkiye kararında da 28 Nisan 1993’teki olayın metan gazı patlaması ve ardından meydana gelen çöp kayması sonucunda gerçekleştiği kayda geçirildi.

Burhan, Ümraniye faciasının Türkiye açısından unutulmaması gereken bir uyarı olduğunu belirterek, “Çöpü gömdüğünüz zaman ortadan kaldırmış olmuyorsunuz. Sadece problemi yerin altına taşıyorsunuz” yaklaşımını dile getirdi.

“KARADENİZ’DE ÇÖPÜN DENİZE GİTMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Burhan, özellikle Karadeniz Bölgesi’ndeki coğrafi koşulların atık yönetimini daha da zorlaştırdığını belirtti.

Trabzon, Rize ve Artvin gibi engebeli topoğrafyanın yoğun olduğu kentlerde büyük depolama alanları oluşturmanın arazi kullanımı açısından ciddi güçlükler taşıdığını ifade eden Burhan, atıkların denizle buluşmasının ise çevre açısından kabul edilemez olduğunu savundu.

Karadeniz’de fırtınalı havalarda deniz yüzeyindeki ve kıyıdaki atıkların yeniden kıyıya taşınabildiğini belirten Burhan, denize bırakılan atığın yalnızca görüntü kirliliği oluşturmadığını; ekosistem, balıkçılık ve kıyı yaşamı açısından da sorun oluşturabileceğini söyledi.

Burhan’a göre çözüm, çöpü denize veya yeni depolama alanlarına taşımak değil, atığın kaynağında ayrıştırılması ve ekonomik değere dönüştürülmesi.

“ÇÖPÜ YAKMAK DEĞİL, ENERJİSİNİ GERİ KAZANMAK”

Hasan Burhan’ın önerdiği sistemin merkezinde ise termal atık değerlendirme tesisleri bulunuyor.

Burhan, geri dönüştürülemeyen ve enerji içeriği bulunan atıkların kontrollü biçimde yüksek sıcaklıkta işlenerek enerji üretiminde kullanılabileceğini belirtti.

Bu tür tesislerde atıkların yakılmasıyla oluşan yüksek sıcaklığın, kazanlarda suyu buhara dönüştürerek türbinleri çalıştırabildiğini ve böylece elektrik üretilebildiğini ifade eden Burhan, sistemin yalnızca elektrik üretmekle sınırlı olmadığını vurguladı.

Elektrik üretiminden sonra kullanılabilir durumda kalan ısının da değerlendirilmesi halinde aynı atıktan ikinci bir ekonomik fayda sağlanabileceğini belirtti.

Viyana’nın uygulaması bu konuda somut bir örnek oluşturuyor. Viyana Belediyesi’nin verilerine göre şehirdeki Pfaffenau tesisi yılda yaklaşık 250 bin ton atıktan 65 GWh elektrik ve 410 GWh bölgesel ısı üretiyor; üretilen ısı yaklaşık 50 bin hanenin yıllık tüketimine karşılık geliyor.

Viyana’da toplam atık yakma kapasitesi yaklaşık 780 bin ton/yıl seviyesinde bulunuyor ve atıkların enerji içeriği elektrik, bölgesel ısı ve soğutma üretiminde değerlendiriliyor.

“BİRİNCİ ÜRÜN ELEKTRİK, İKİNCİ ÜRÜN ISI”

Burhan, atıktan enerji üretimindeki en önemli fırsatlardan birinin ortaya çıkan ısının değerlendirilmesi olduğunu belirtti.

Klasik elektrik üretiminde enerjinin önemli bir bölümü ısı olarak kaybedilebilirken, kojenerasyon veya bölgesel ısıtma sistemleriyle bu ısının da ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti.

Viyana’da atık yakma tesislerinden elde edilen ısının bölgesel ısıtma sistemine verilmesi bunun somut örneklerinden biri.

Viyana’nın resmi verilerine göre atık yakma tesisleri yılda 1,2 milyon MWh’nin üzerinde ısı, yaklaşık 81 bin MWh elektrik ve ayrıca bölgesel soğutma üretiminde rol oynuyor. Bölgesel ısıtma sistemi 400 binin üzerinde konuta hizmet veriyor.

Burhan, benzer sistemlerin Türkiye’nin iklim ve şehirleşme koşullarına göre uyarlanabileceğini savunuyor.

BURSA İÇİN FARKLI MODEL: ÇÖPÜN ISISI SERALARA

Hasan Burhan’ın Bursa açısından ortaya koyduğu öneri ise klasik şehir ısıtma modelinden farklı.

Bursa’da elde edilen atık enerjisinin doğrudan konutların ısıtılmasına yönlendirilmesi yerine, şehre yakın tarım alanlarında kurulacak seraların ısıtılmasında kullanılabileceğini belirten Burhan, böylece atığın hem enerji hem de tarımsal üretime katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Burhan’ın önerdiği modelde;

Kent → Atık → Termal tesis → Elektrik + Isı → Sera üretimi

şeklinde bir ekonomik döngü oluşturulması hedefleniyor.

Bursa’nın tarım potansiyeline dikkat çeken Burhan, uygun bölgelerde kurulacak seraların atık tesisinden elde edilen ısı ile düşük maliyetle ısıtılabileceğini savundu.

Bu modelin özellikle kış aylarında sera üretim maliyetlerini azaltabileceğini belirten Burhan, aynı zamanda şehir atıklarının ekonomik bir kaynağa dönüştürülmüş olacağını söyledi.

PAZAR YERİ ATIKLARI AYRIŞTIRILARAK GÜBREYE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR

Burhan’ın önerisi yalnızca yakma teknolojisiyle sınırlı değil.

Pazar yerlerinden çıkan meyve ve sebze atıklarının diğer evsel atıklardan ayrı toplanabileceğini belirten Burhan, bu organik atıkların kontrollü biyolojik süreçlerden geçirilerek kompost veya uygun şartlarda organik gübre üretiminde kullanılabileceğini söyledi.

Bu sistemin seralar ve çevredeki çiftçiler açısından da ek bir ekonomik fayda oluşturabileceğini belirten Burhan, böylece aynı kentin atığının yine aynı kentin tarımsal üretimine kaynak oluşturabileceğini ifade etti.

Bu yaklaşım, atık yönetimini tek bir tesiste yakma işleminden ziyade ayrıştırma + geri dönüşüm + organik değerlendirme + enerji geri kazanımı şeklinde bütünleşik bir sisteme dönüştürmeyi gerektiriyor.

“BACADAN ÇIKAN HER ŞEY ZEHİR DEĞİL; AMA ARITMA ŞART”

Burhan, atık yakma tesislerine yönelik en önemli tartışma başlıklarından birinin baca gazları olduğuna da dikkat çekti.

“Yakma” denildiğinde kamuoyunda haklı olarak hava kirliliği ve emisyon endişesinin ortaya çıkabileceğini belirten Burhan, modern tesislerin bu nedenle gelişmiş baca gazı arıtma sistemlerine sahip olması gerektiğini söyledi.

Viyana’nın resmi verileri, modern bir tesiste elektrofiltre, ıslak yıkama, aktif karbon filtresi ve azot oksit giderim sistemleri gibi çok aşamalı baca gazı arıtma teknolojilerinin kullanıldığını gösteriyor.

Viyana Belediyesi, Pfaffenau tesisindeki emisyon değerlerinin yasal sınırların oldukça altında olduğunu bildiriyor.

Ancak Burhan’ın açıklamasındaki “bacadan çıkan isten karbon siyahı elde edilmesi” iddiasının, teknik açıdan daha dikkatli ele alınması gerekiyor. Karbon siyahı, standart belediye atığı yakma tesislerinde bacadan çıkan isten doğrudan elde edilen olağan bir ürün değil; endüstriyel olarak kontrollü süreçlerle üretilen bir malzeme. Dolayısıyla Bursa’da kurulacak olası bir tesis açısından bu başlığın ayrıca teknik ve ekonomik fizibiliteyle değerlendirilmesi gerekir.

KÜLÜ DE “ÇÖP” OLARAK GÖRMEMEK GEREKİYOR

Termal işlem sonrasında geriye kül ve cüruf gibi katı kalıntıların kaldığını belirten Burhan, bunların da mümkün olan durumlarda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ancak burada da bütün külün otomatik olarak yapı malzemesi kabul edilemeyeceğine dikkat etmek gerekiyor.

Viyana’nın resmi verileri, yakma sonrasında oluşan cüruf ve külün ayrıştırılarak işlendiğini ve belirli kalıntıların düzenli depolama alanlarına gönderildiğini gösteriyor. Viyana’da yakılan atığın kütlesel olarak yaklaşık yüzde 27’si kül ve cüruf şeklinde kalıyor.

Dolayısıyla Bursa açısından hedef, “külün tamamını kaldırım taşı yapalım” gibi basit bir model değil; külün ve cürufun özelliklerine göre analiz edilmesi, tehlikeli bileşenlerin ayrıştırılması ve mevzuata uygun olan kısmın yapı malzemesi veya başka alanlarda değerlendirilmesi olmalı.

Burhan ise özellikle sahil kentlerinde uygun teknik standartlar sağlandığı takdirde işlenmiş inert malzemelerin yapay resif veya balıkların yaşam alanlarını destekleyecek uygulamalarda değerlendirilebileceğini belirtti.

“4 KİLO ÇÖPÜN ENERJİSİNİ ÇÖPE ATMAYALIM”

Burhan, atığın enerji içeriğine ilişkin rakamsal örnekler de verdi.

Yaklaşık 4 kilogram atığın 1 kilogram kömüre eşdeğer kalorifik enerji taşıdığı yönündeki hesabı gündeme getiren Burhan, bu nedenle çöpün yalnızca depolanacak bir madde olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Ancak atığın kalorifik değerinin sabit olmadığına da dikkat çekilmesi gerekiyor. Evsel atığın bileşimi, nem oranı, plastik, organik madde ve diğer bileşenlerin oranı enerji değerini ciddi biçimde değiştiriyor.

Bu nedenle herhangi bir Bursa projesinde gerçek enerji potansiyelinin, Bursa’nın atık karakterizasyon çalışmasıyla belirlenmesi gerekiyor.

“30 BİN EVİN ENERJİSİ ÇÖPTEN ELDE EDİLEBİLİR”

Burhan, çeşitli ülkelerdeki uygulamalardan hareketle, yaklaşık 1200 ton atığın enerjiye dönüştürülmesiyle 30 bin konutun enerji ihtiyacına karşılık gelebilecek üretim yapılabileceğini savundu.

Bu tür rakamların tesisin teknolojisi, atığın kalorifik değeri ve üretilen enerjinin elektrik mi, ısı mı olduğuna göre değişebileceğini belirten Burhan, asıl önemli noktanın atığın enerji içeriğinin ekonomik olarak geri kazanılabilmesi olduğunu ifade etti.

Viyana örneği, bu potansiyelin nasıl kullanılabileceğini somutlaştırıyor: Pfaffenau tesisi 250 bin ton/yıl atıktan yaklaşık 65 GWh elektrik ve 410 GWh bölgesel ısı üretiyor.

“VİYANA ÇÖPÜNÜ ISIYA VE ELEKTRİĞE ÇEVİRİYOR”

Hasan Burhan, özellikle Viyana örneğinin Türkiye açısından incelenmesi gerektiğini söyledi.

Viyana’da üç büyük belediye atık yakma tesisi ve diğer termal işlem tesisleri bulunuyor. Şehir, atığın enerji içeriğini elektrik ve bölgesel ısı üretiminde kullanıyor.

Burhan’ın dikkat çektiği nokta şu:

Çöp, doğru teknoloji kullanıldığında yalnızca bertaraf maliyeti değil, enerji üretim girdisi de olabilir.

Ancak bunun gerçekleşmesi için tesisin yalnızca yakma kapasitesine değil, ısıyı kullanacak bir altyapıya da ihtiyacı var.

Bu nedenle Bursa’da böyle bir tesis kurulacaksa, “önce santrali yapalım, ısıyı sonra düşünürüz” yaklaşımı yerine, seralar, sanayi tesisleri veya uygun başka tüketicilerle entegre bir sistem kurulması gerekiyor.

“BURSA’DA 1,5 MİLYON METREKARELİK ALAN ÇÖP İÇİN KULLANILIYOR”

Burhan, tartışmanın merkezine Bursa’nın Hamitler Katı Atık Depolama Alanı’nı da yerleştirdi.

Hamitler sahasının uzun yıllardır Bursa’nın atık yönetiminin önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Burhan, depolama alanının büyüklüğüne ve çevresindeki yerleşimlere dikkat çekti.

BUSKİ’nin resmi faaliyet raporlarında Hamitler Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda sızıntı suyu toplama ve arıtma sistemi ile koku probleminin giderilmesine yönelik çalışmaların yer aldığı görülüyor.

Burhan ise alanın büyüklüğünün Bursa’nın kentsel yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, depolama kapasitesinin sonsuz olmadığını söyledi.

“ÇÖPÜ GÖMMEK İÇİN YENİ YER ARAMAK YERİNE ÇÖPÜN DEĞERİNİ ARAYALIM”

Burhan’a göre Bursa’nın önündeki temel mesele yeni bir depolama alanı bulmakla sınırlı kalmamalı.

Yeni alan bulmanın, yıllar sonra aynı problemi başka bir noktaya taşımak anlamına gelebileceğini savunan Burhan, Bursa’nın artık uzun vadeli bir atık yönetim stratejisine ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Bu stratejinin merkezinde ise;

daha az atık üretmek,

kaynağında ayrıştırmak,

geri dönüştürülebilir malzemeyi ekonomiye kazandırmak,

organik atığı kompost/biyogaz sistemlerine yönlendirmek,

geri kazanılamayan atığı enerjiye dönüştürmek

ve

kalan kalıntıları güvenli biçimde bertaraf etmek

olması gerektiğini belirtti.

400 MİLYON EURO’LUK YATIRIM TARTIŞMASI

Burhan, atık yakma ve enerji geri kazanım tesislerinin önemli bir yatırım maliyeti bulunduğunu da kabul etti.

Hamburg’da benzer bir tesisin yaklaşık 400 milyon euro seviyesinde yatırım gerektirdiğini belirten Burhan, böylesine yüksek maliyetli projelerin tek başına belediye bütçeleriyle gerçekleştirilmesinin zor olabileceğini söyledi.

Bu nedenle alternatif finansman modellerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunan Burhan, kamu-özel sektör iş birliği, yap-işlet-devret ve uzun vadeli finansman modellerinin masaya yatırılabileceğini ifade etti.

“BELEDİYE BÜTÇESİNİ AŞAN PROJE İÇİN FİNANSMAN MODELİ ŞART”

Burhan, enerji ve atık tesislerinin yalnızca bir belediye yatırımı olarak ele alınmasının finansman açısından sınırlayıcı olabileceğini belirtti.

Bursa gibi büyük bir metropolün günlük atığının yüksek miktarlara ulaşması nedeniyle, tesisin doğru tasarlanması halinde enerji satışından, ısı satışından ve atık kabul hizmetlerinden gelir elde edilebileceğini söyledi.

Bu gelirlerin doğru finansman modeliyle yatırım maliyetinin karşılanmasına katkı sağlayabileceğini ifade eden Burhan, dünyanın farklı ülkelerinde özel sektörün atık yönetiminde önemli rol üstlendiğini belirtti.

JAPONYA MODELİ GÜNDEME GELDİ

Burhan, geçmişte Türkiye’deki büyük altyapı yatırımlarında Japon finansmanının kullanıldığı örnekleri de gündeme taşıdı.

Bursa’daki Ovaakça Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin geçmişte yaklaşık 512 milyon dolar seviyesinde yatırımla gerçekleştirildiğini belirten Burhan, Japonya’nın geçmiş dönemlerde kamu yararı taşıyan projelerde uygun finansman imkanları sağlayabildiğini hatırlattı.

Ancak güncel finansman koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Burhan, Türkiye’nin bugün için uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları, özel sektör ve kamu-özel sektör modellerinin tamamını incelemesi gerektiğini söyledi.

“YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ DE MASADA OLMALI”

Burhan’ın gündeme getirdiği seçeneklerden biri de yap-işlet-devret modeli.

Böylesine büyük tesislerin belediye bütçeleriyle tek seferde yapılmasının zor olabileceğini belirten Burhan, özel sektörün finansman ve işletme deneyiminden yararlanılabileceğini söyledi.

Modelin doğru hazırlanması halinde;

özel sektör yatırımı yapabilir,

tesisi işletebilir,

elektrik ve ısı satışıyla gelir elde edebilir,

belirli süre sonunda tesis kamuya devredilebilir.

Burhan’a göre burada kritik nokta, sözleşmelerin kamu yararını koruyacak şekilde hazırlanması.

“GURBETÇİ İŞ İNSANLARI ‘BELEDİYE OLUR DESİN, BİZ YAPARIZ’ DEDİ”

Hasan Burhan, konuyla ilgili seçim çalışmaları döneminde yurtdışında yaşayan iş insanlarıyla da görüşmeler yaptığını belirtti.

Burhan, bazı gurbetçi yatırımcıların atık enerji tesisinin kurulumu ve işletilmesi konusunda yatırım yapmaya hazır olduklarını kendisine ifade ettiklerini söyledi.

Bu iş insanlarının yap-işlet-devret modeline de sıcak baktığını belirten Burhan, yatırımcıların temel beklentisinin güçlü, şeffaf ve kurumsal bir kamu muhatabı olduğunu ifade etti.

Burhan ayrıca, geçmişte Türkiye’de yatırım yapmak amacıyla gelen bazı iş insanlarının dolandırıcılık mağduriyeti yaşadığını ve bu nedenle yatırımcıların kurumsal güvence aradığını söyledi.

“KONU İLGİLİLERE İLETİLDİ AMA KARŞILIK BULMADI”

Burhan, konuyu geçmiş dönemde bazı ilçe belediye başkanları ve meclis üyeleriyle de görüştüğünü belirterek, gerekli ilgiyi göremediğini iddia etti.

Bazı durumlarda konunun ciddiyetinin anlaşılmadığını, bazı durumlarda ise fikirlerin siyasi tartışma içerisinde sulandırıldığını savunan Burhan, hatta kendisinin gündeme getirdiği önerilerin daha sonra başkaları tarafından sahiplenildiğini ileri sürdü.

Burhan’ın bu iddiaları, Bursa’da atık yönetimi ve enerji yatırımlarının yalnızca teknik değil, aynı zamanda siyasi ve yönetsel bir mesele olduğunu da ortaya koyuyor.

“ÇÖP, MÜTEŞEBBİS İÇİN NİMETE DÖNÜŞEBİLİR”

Burhan’ın açıklamalarının en çarpıcı bölümlerinden biri ise çöpün ekonomik değerine ilişkin değerlendirmesi oldu.

“Eğer kıymetlendirilirse çöp dahi emtia haline gelir, alınır satılır.”

diyen Burhan, atığın yalnızca belediyenin para harcadığı bir yük olmaktan çıkarılabileceğini savundu.

Norveç gibi ülkelerde atıkların enerji üretiminde kullanıldığını belirten Burhan, enerji ve atık yönetiminin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

Ancak uluslararası örneklerde sistemlerin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Atığın taşınması, enerji fiyatları, karbon politikaları, geri dönüşüm oranları ve tesis kapasitesi gibi faktörler ekonomik modeli doğrudan etkiliyor.

“ŞEHİRLERİN ALTINDA GÖMÜLÜ BİR KAYNAK VAR”

Burhan, özellikle geçmişten kalan büyük depolama sahalarının ekonomik açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Yıllar boyunca biriken atıkların yalnızca çevresel bir yük olarak görülmemesi gerektiğini belirten Burhan, uygun teknolojiler ve mevzuata uygun süreçlerle eski sahalardaki bazı malzemelerin enerji veya malzeme geri kazanımı açısından değerlendirilebileceğini söyledi.

Ancak eski depolama sahalarında böyle bir uygulamanın doğrudan kazı yapıp “çöpü yakmak” şeklinde gerçekleştirilemeyeceğine dikkat çekmek gerekiyor. Metan, sızıntı suyu, tehlikeli maddeler, ağır metaller ve diğer çevresel riskler nedeniyle ayrıntılı saha karakterizasyonu ve mühendislik çalışması gerekiyor.

“İSTANBUL’UN ÇÖPÜ BİR ŞEHRİN ELEKTRİĞİNİ KARŞILAYABİLİR”

Burhan, açıklamasının sonunda İstanbul örneği üzerinden atığın enerji potansiyeline dikkat çekti.

İstanbul’un günlük atığının enerjiye dönüştürülmesi halinde bunun büyük bir elektrik üretim kapasitesi oluşturabileceğini belirten Burhan, atıkların enerji açısından küçümsenmeyecek bir kaynak olduğunu söyledi.

Ancak “Trabzon büyüklüğündeki bir şehrin tüm elektrik ihtiyacı” gibi karşılaştırmaların, tesis kapasitesi ve şehrin güncel elektrik tüketim verileriyle ayrıca doğrulanması gerektiğini belirten Burhan, esas mesajının değişmediğini vurguladı:

Türkiye’nin her gün ürettiği atık, doğru teknolojiyle ciddi bir enerji kaynağına dönüşebilir.

BURSA İÇİN ÖNERİLEN MODEL

Hasan Burhan’ın açıklamalarından ortaya çıkan model, Bursa açısından kabaca şu sistem üzerine kuruluyor:

1. Kaynağında ayrıştırma

Evsel, ticari ve endüstriyel atıkların mümkün olduğunca kaynağında ayrıştırılması.

2. Geri dönüşüm

Metal, cam, kağıt, plastik ve ekonomik değeri bulunan diğer malzemelerin geri kazanılması.

3. Organik atık yönetimi

Pazar yeri ve gıda atıklarının ayrı toplanarak kompost, biyogaz veya uygun organik gübre süreçlerine yönlendirilmesi.

4. Enerji geri kazanımı

Geri dönüştürülemeyen ancak enerji içeriği bulunan atığın modern termal tesislerde değerlendirilmesi.

5. Elektrik üretimi

Atığın oluşturduğu ısıyla buhar üretilmesi ve türbin-jeneratör sistemiyle elektrik elde edilmesi.

6. Isı geri kazanımı

Elektrik üretiminden sonra kalan kullanılabilir ısının seralar, sanayi tesisleri veya uygun bölgesel ısıtma sistemlerinde değerlendirilmesi.

7. Kül ve cüruf yönetimi

Yanma kalıntılarının analiz edilmesi; mevzuata uygun olan kısmın geri kazanılması, riskli kısmın ise güvenli biçimde bertaraf edilmesi.

8. Son aşama

Geri dönüştürülemeyen ve enerjiye çevrilemeyen minimum miktardaki atığın güvenli depolama alanlarına gönderilmesi.

“BURSA ÇÖPÜNÜ GÖMMEKLE YETİNMEMELİ”

Hasan Burhan’ın gündeme getirdiği öneri, Bursa’nın atık sorununu yalnızca yeni bir depolama alanı bulma meselesi olmaktan çıkarıp, enerji ve ekonomik değer üretme perspektifinden ele almayı amaçlıyor.

Bu modelin hayata geçmesi ise yalnızca bir yakma tesisi kurulmasına bağlı değil.

Bursa’nın önce kapsamlı bir atık karakterizasyon çalışmasına, ardından teknik ve ekonomik fizibiliteye, çevresel etki değerlendirmesine, hava emisyonu ve kül yönetimi planına, ısı ve elektrik satış modeline, finansman planına ve şeffaf bir ihale/yatırım modeline ihtiyacı olacak.

Çünkü modern atık yönetiminde amaç “çöpü yakmak” değil;

çöpten mümkün olan en yüksek değeri, en düşük çevresel etkiyle elde etmek.

Viyana örneğinde olduğu gibi modern tesisler atıktan elektrik ve bölgesel ısı üretebiliyor; ancak aynı zamanda baca gazı arıtımı, kül-cüruf yönetimi ve sıkı emisyon denetimleri sistemin ayrılmaz parçaları.

Hasan Burhan’ın Bursa için ortaya attığı fikir de tam bu noktada yeni bir tartışmanın kapısını açıyor:

Bursa’nın çöpü yalnızca gömülecek bir atık mı olacak, yoksa elektrik, ısı, tarım ve sanayi için ekonomik bir kaynağa mı dönüşecek?

Burhan’ın çağrısı ise net:

“Çöpü sorun olmaktan çıkarıp kaynağa dönüştürmenin zamanı geldi.”

BURSA’NIN ÖNÜNDEKİ ASIL SORU

Bursa büyüyor.

Nüfus artıyor.

Üretim artıyor.

Enerji ihtiyacı artıyor.

Atık miktarı artıyor.

Depolama alanlarının kapasitesi ise sınırsız değil.

Bu tablo karşısında yeni bir çöp alanı bulmak, sorunu yalnızca geleceğe erteleyebilir.

Oysa doğru planlama, doğru teknoloji ve sıkı çevre denetimiyle atığın içerisindeki enerji ve malzeme geri kazanılabilir.

Bursa’nın yeni sorusu artık “Çöpü nereye dökeceğiz?” değil, “Çöpün içindeki değeri nasıl ekonomiye kazandıracağız?” olmalı.

Geçmiş dönem İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Burhan’ın gündeme taşıdığı öneri, Bursa’nın önümüzdeki yıllardaki en önemli çevre, enerji ve şehircilik tartışmalarından birinin fitilini de ateşlemiş durumda.

Çünkü doğru değerlendirildiğinde çöp yalnızca çöp değildir.

Çöp; enerji, ısı, hammadde, tarımsal üretim girdisi ve ekonomik değer olabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için siyasi söylemin ötesine geçilerek bilimsel fizibilite, çevresel güvenlik, şeffaf finansman ve bağımsız denetim temelinde gerçek bir Bursa Atık Yönetimi Master Planı hazırlanması gerekiyor.

Bursa’nın geleceği için mesele yalnızca bugünün çöpünü nereye koyacağımız değil; yarının enerjisini ve ekonomisini bugünden nasıl üreteceğimizdir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Veri alınamadı.