Her şeyi doğru yapan, sorumluluklarını aksatmayan ve dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen insanlar… Bu tablo çoğu zaman güçlü bir dengeyi işaret ediyor gibi algılanıyor. Ancak bazı kişiler için bu düzen, kontrol altında tutulan bir kaygının sonucu. Günlük hayatı aksatmadığı için fark edilmeyen bu durum, “yüksek işlevli anksiyete” olarak adlandırılıyor ve çoğu zaman sessizce ilerliyor.

BU BİR BAŞARI DEĞİL TETİKTE KALMA HALİ
Bu kişiler işleri aksatmaz, planlarını bozmamaya özen gösterir, sorumluluklarını yerine getirir. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerindedir. Ama bu düzen çoğu zaman rahatlıktan değil, kontrolü kaybetmeme çabasından beslenir. Çünkü zihin en kötü ihtimali önceden düşünerek kendini güvende tutmaya çalışır.
ZİHİN ASLA TAM ANLAMIYLA DURMAZ
Kaygı her zaman görünür değildir. Bazı insanlarda panik yerine sürekli hesap yapan, ihtimalleri tartan bir zihin olarak kendini gösterir. Gün biter, yapılacaklar biter ama düşünceler bitmez. Zihin sustuğunda değil, sadece yorulduğunda sessizleşir.

DİNLENMEK BİLE KOLAY DEĞİL
Boş kalmak bu kişiler için rahatlatıcı değildir. Aksine, yapılması gerekenleri hatırlatan bir alan açar. Dinlenirken bile “daha verimli olmalıydım” hissi devreye girer. Bu yüzden mola vermek bile tam anlamıyla dinlenmeye dönüşmez.
HATA YOKSA BİLE İHTİMAL YETER
Ortada gerçek bir sorun olmasa bile “ya olursa” düşüncesi zihni meşgul etmeye devam eder. En küçük ihtimal bile büyütülür, en küçük eksik bile tamamlanması gereken bir açık gibi hissedilir. Bu da kişiyi sürekli daha fazlasını yapmaya iter.

BU DURUM NEDEN FARK EDİLMİYOR
Dışarıdan bakıldığında disiplin, başarı ve kontrol görülür. Bu nedenle bu durum çoğu zaman fark edilmez, hatta takdir edilir. Oysa bu görünümün arkasında çoğu zaman hiç durmayan bir iç baskı vardır.
Bir insanın güçlü görünmesi, iyi olduğu anlamına gelmez. Bazen en düzenli görünen hayatlar, en çok kontrol edilmek zorunda hissedilen hayatlardır. Ve en sessiz kaygı, en uzun süre fark edilmeyendir.