Birinci Dünya Savaşı sırasında Kut’ül Amare kuşatması, Çanakkale’den sonra Türk ordusunun en büyük meydan okuması olarak hafızalara kazındı. Tümgeneral Townshend’in komutasındaki İngiliz güçleri, Osmanlı direnişi karşısında teslim olmaya sürüklendi ve bu süreç, Irak Cephesi’nde 1916 yılına damgasını vurdu.
İlk dönemde Bağdat’a ilerleyen İngiliz kuvvetleri, Selmani Pak Muharebesi’nde yenilgiye uğrayınca Kut’a sığınmak zorunda kaldı. Buradaki mühimmat ve lojistik baskısı, Kut’un neden bu denli kritik bir dönüm noktası olduğunu gösteriyordu. İstikşafi konuşmalar ve planlar, kuşatmayı daha da sıkılaştıran kararlar olarak geri döndü; 6. Ordu’nun Komutanı Halil Paşa ve Sakallı Nurettin Paşa’nın birlikleri, Kut’u yavaş yavaş kuşatma altına aldı.
İngilizler için moral bozukluğu, 13 Ocak 1916’da Vadi ve Hannah muharebelerinde aldığı ağır kayıplarla daha da derinleşti. Şeyh Saad Muharebesi’nde 4 bin askerin kaybı, Mareşal von der Goltz Paşa’nın vefatıyla birleşince, çarpıcı bir dönüm noktası doğdu. 29 Nisan’da Halil Paşa önderliğinde, Townshend’in ordusu teslim olmaya mecbur kaldı ve Kut’ül Amare’nin zafere ulaşması için gereken zemin hazırlandı.
İNGİLİZLERİN TESLİMİNE GİDEN YOL boyunca devam eden kuşatma, nihai teslimle sonuçlandı. Townshend, ağır bir açlık ve artan baskı altında, orduyu harp esirleri olarak teslim etmeye razı oldu; bu esnada taraflar arasındaki görüşmelerde para önerileri ve şartlar gündeme geldi, fakat Osmanlı Genelkurmayının kararı değişmedi.
Milletin kahramanlığı ve Halil Paşa’nın önderliğiyle, Kut’ül Amare aynı zamanda “İngiliz inadını kıran ikinci zafer” olarak Türk tarihinde yerini aldı. Başbakanlık ve generaller arasındaki yazışmalar, esirlerin teslim alınması ve şehir konutlarının bayrağa asılması süreçlerini kapsadı; sonuçta 13 general ve 13 bin 300 askerin teslim olduğu bilgisi resmiyete geçti.
İKİNCİ ZAFERİN ANLAMı Bu zafer, Çanakkale’nin ardından İngilizlerin stratejik planlarını sarstı ve Orta Doğu’nun haritalarında yeni dengeler kurdu. Halil Paşa’nın ordusu, savaştan elde edilen başarıyla hem ulusal cesareti pekiştirdi hem de İngiliz varlığını zayıflattı. 350 subay ve 10 bin erin şehadet4220inden fazlası, ordunun direnci ve fedakarlığı ile dikkat çekiyordu; teslim alınan 13 general ve binlerce personel, düşmanın planlarını bozdu ve uzunca bir süre hafızalarda kaldı.
İlave notlar Kut’ül Amare Zaferi, İngiltere açısından büyük bir prestij kaybını simgeledi. Bu mağlubiyet, dönemin tarihinin akışına yön veren önemli olaylardan biri olarak anılmaya devam ediyor. Bu konuya ilişkin kaynağa dayalı ayrıntılar, dönemin arşivlerinde genişçe yer almaktadır.