EMEKLİYE BİR ÇAĞRI: MAAŞI YETMEYENİN FAİZ YÜKÜ DE HAFİFLETİLSİN! « Börü Türk- Büyük Turan'ın Sesi

5 Kasım 2026 - 20:32

EMEKLİYE BİR ÇAĞRI: MAAŞI YETMEYENİN FAİZ YÜKÜ DE HAFİFLETİLSİN!

Son Güncelleme :

05 Kasım 2026 - 0:51

144 views
EMEKLİYE BİR ÇAĞRI: MAAŞI YETMEYENİN FAİZ YÜKÜ DE HAFİFLETİLSİN!

Emeklilik, insanın yıllarca verdiği emeğin ardından huzur içinde yaşaması gereken bir
dönemdir. Ancak bugün birçok emekli için ay sonunu getirmek, temel ihtiyaçlarını
karşılamak ve ailesine destek olabilmek başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
Maaşı geçimine yetmeyen emekli, çoğu zaman isteyerek değil, mecbur kaldığı için
bankaların kapısını çalıyor.

EMEKLİ KREDİYİ LÜKS İÇİN DEĞİL, HAYATINI SÜRDÜRMEK İÇİN ÇEKİYOR

Bir emekli çocuğunun eğitim masrafını karşılamak, torununun ihtiyacını görmek, evinin kirasını ve
faturalarını ödemek, sağlık giderini karşılamak ya da birikmiş borcunu kapatmak için kredi
kullanabiliyor. Kimi zaman ayın sonunu getirebilmek için kredi kartına başvuruyor. Bunların önemli
bir bölümü keyfî harcamalar değil; hayatın dayattığı zorunluluklar.
Ne var ki kredi çekildiğinde sorun bitmiyor; çoğu zaman yeni bir sorun başlıyor. Anaparanın
üzerine eklenen faiz, masraf ve taksitler emeklinin zaten sınırlı olan gelirini daha da daraltıyor.
Maaş yattığında kesintiler yapılıyor; emekli, eline geçen parayla yeniden ayı tamamlamaya
çalışıyor. Böylece borcu kapatmak için çekilen kredi, yeni bir borç döngüsüne dönüşebiliyor.

AYNI FAİZ, FARKLI İMKÂNLAR: EŞİT UYGULAMA HER ZAMAN ADİL SONUÇ
DOĞURMAZ

Bankacılık sisteminde faiz ve kredi koşulları belirlenirken risk, maliyet ve mevzuat gibi ölçütler
dikkate alınıyor. Ancak yüksek gelirli bir müşteriyle yalnızca emekli maaşıyla geçinen, geliri sınırlı
ve başka imkânı bulunmayan bir vatandaşın ödeme gücü aynı değil. Herkese aynı oranı
uygulamak kâğıt üzerinde eşitlik gibi görünse de toplumun en kırılgan kesimlerinde çok daha ağır
sonuçlar doğurabiliyor.
Burada bankaları suçlamak ya da bankacılık sisteminin işleyişini yok saymak niyetinde değiliz.
Çağrımız; sosyal devlet anlayışı içinde, ödeme gücü sınırlı emekliler için özel, denetlenebilir ve
sürdürülebilir bir finansman modeli oluşturulmasıdır. Emeklinin çaresizliğinin yüksek maliyetli
borçlanmaya dönüşmesine seyirci kalınmamalıdır.

MALİYE BAKANLIĞINA VE BDDK’YA AÇIK ÇAĞRIMIZDIR

Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuzun bu
konuda birlikte çalışma başlatmasını öneriyoruz. Emekli maaşıyla geçinen ve kredi kullanmak
zorunda kalan vatandaşlar için özel bir düşük faizli kredi ve borç yapılandırma programı
hazırlanabilir. Bu program, genel kredi faizlerini keyfî biçimde belirlemek yerine, belirli sosyal
şartları taşıyan emeklilere yönelik hedefli bir destek olarak tasarlanabilir.
BDDK, bankaların uygulamalarını denetleyen ve finansal sistemin sağlıklı işlemesinde önemli
sorumluluğu bulunan kurumlarımızdandır. Bu nedenle emeklilere sunulan kredi ürünlerinin
maliyetlerinin açıkça gösterilmesi, ücret ve masrafların anlaşılır olması, ödeme planlarının
emeklinin gelirine göre değerlendirilmesi ve borçlunun daha ağır bir borç yüküne sürüklenmesini
önleyecek tedbirler üzerinde çalışılmalıdır.

PEKİ, NASIL BİR DESTEK MODELİ UYGULANABİLİR?

Birincisi: Emekli maaşını ilgili bankadan alan ve düzenli geliri yalnızca emekli aylığı olan
vatandaşlara, belirli bir üst sınıra kadar düşük faizli sosyal destek kredisi sunulabilir.
İkincisi: Mevcut kredi ve kredi kartı borçları, emeklinin ödeme gücü dikkate alınarak daha düşük
maliyetli ve uzun vadeli bir yapılandırmaya kavuşturulabilir. Yapılandırma, toplam borcu gizleyen
veya yeni masraflar doğuran bir işlem olmamalı; emekliye toplam geri ödeme tutarı açıkça
anlatılmalıdır.
Üçüncüsü: İhtiyaç sahibi emekliler için faiz desteği veya faiz yükünün bir bölümünü kamu
kaynaklarıyla karşılama seçeneği değerlendirilebilir. Böylece destek, herkese ayrım gözetmeden
kredi dağıtmak yerine gerçekten zor durumda olan emekliye yöneltilebilir.
Dördüncüsü: Kredi taksitleri ve otomatik tahsilatlar, emeklinin temel yaşam giderlerini
karşılayamayacağı bir tablo oluşturmamalı. Yasal sınırlar ve tüketicinin açık rızası gözetilerek,
maaştan yapılacak kesintilerin emeklinin geçimini nasıl etkileyeceği değerlendirilmelidir.
Beşincisi: Bankalar, emeklilere kredi vermeden önce yalnızca maaşın bankaya yatmasına değil,
mevcut borçlara ve gerçek ödeme gücüne de bakmalı; kişiyi yeni bir borçla eski borcunu çevirmek
zorunda bırakacak uygulamalardan kaçınmalıdır.

BU BİR LÜTUF DEĞİL, EMEĞE VE İNSAN ONURUNA SAYGIDIR

Emekliler bu ülkenin dününü inşa eden insanlardır. Yıllarca fabrikada, tarlada, okulda, hastanede,
kamu kurumlarında, atölyede ve hayatın her alanında çalıştılar. Vergi verdiler, üretime katkı
sundular, çocuk yetiştirdiler. Bugün istedikleri ayrıcalık değil; yıllarca verdikleri emeğin
karşılığında insanca yaşayabilmek ve kalan ömürlerini sürekli borç hesabı yapmadan
geçirebilmektir.
Elbette ekonomik imkânlar, bütçe dengesi ve bankacılık sisteminin sürdürülebilirliği gözetilmelidir.
Ancak sosyal devletin görevi, yalnızca ekonomik dengeleri korumak değil; bu dengelerin yükünün
toplumun en güçsüz kesimlerinin omuzlarına yıkılmasını da önlemektir. Emeklinin borç yükünü
hafifletmek, doğru hedeflenmiş ve denetlenmiş bir programla hem aile bütçesine hem de
toplumsal huzura katkı sağlayabilir.

BİR KEZ DAHA SESLENİYORUZ: EMEKLİNİN SESİNİ DUYUN

Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, BDDK’ya, kamu bankalarına ve özel bankalara çağrımızdır:
Emeklinin kredi ve kredi kartı faiz yükünü azaltacak, borçlarını makul koşullarda yapılandıracak,
ödeme gücünü koruyacak bir model için aynı masa etrafında buluşun. Emekliye özel düşük faizli
sosyal kredi seçeneğini, faiz desteğini ve şeffaf yapılandırma imkânlarını gündeminize alın.
Bir emekli çocuğunun okul masrafı için borçlanıyorsa, evinin temel ihtiyacını karşılamak için kredi
kartına yükleniyorsa, maaşının önemli bir bölümünü taksitlere ayırıp ayın geri kalanını nasıl
geçireceğini düşünüyorsa burada yalnızca bireysel bir borç meselesi yoktur. Bu, toplumun
vicdanını ve sosyal adalet anlayışını ilgilendiren bir meseledir.
Unutmayalım: Emeklinin maaşı yalnızca bir rakam değildir; bir ömrün emeğidir. O emeğin
sahibi, hayatının son döneminde faiz yükü altında ezilmemelidir. Emekliye destek olmak,
geçmişe duyulan vefanın ve sosyal devlet olmanın gereğidir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Veri alınamadı.