“Bir Anın İçinde Dağılan Hayatlar” « Börü Türk- Büyük Turan'ın Sesi

4 Temmuz 2026 - 05:50

“Bir Anın İçinde Dağılan Hayatlar”

Son Güncelleme :

29 Haziran 2026 - 2:50

439 views
“Bir Anın İçinde Dağılan Hayatlar”

20 Mayıs 2025… Sıradan bir gün gibi başlayan, bir ailenin hayatını paramparça eden o tarih.
İzmir Balçova–Gaziemir istikametinde, piknik dönüşüydü. Aracın içinde bir anne, bir baba ve dört çocuk vardı. O an, arkadan gelen bir aracın çarpmasıyla her şey değişti. Bir değil, iki kez savrulan araç bariyerlere sıkıştı. Demir, cam ve sessizlik… Ve bir ailenin ömrüne kazınan geri dönüşsüz bir kırılma anı.
O annenin sözleri, bir dosya satırından çok daha fazlasıydı. Bir hayatın içinden kopup gelen çığlık gibiydi:
Eş ağır yaralandı, beyin kanaması geçirdi. Çocuklar savruldu; biri hayatını kaybetti… Diğerleri yaralıydı. Birinin çenesi kırıldı, ameliyatlar geçirdi, hâlâ ağzında vidalar var. Diğerinde kafa travması… Bir diğerinde doku zedelenmesi… Ve bir anne, kaburga kırığıyla bile ayakta kalmaya çalışıyordu.
Ama en ağır yara bedende değil, kalpteydi.
O annenin anlattığı bir cümle her şeyi özetliyordu: “Ambulans geç geldi… çocuklarımın başında kimse yoktu.”
Kapı kırılarak çıkarılan bedenler, sıkışan koltukların arasında kalan bir evlat… Ve o evladını çıkaramamanın çaresizliği… Bir annenin omzuna yaslanmış küçük bir baş ve “gitme” diye içinden geçen bir dua…
O anlarda prosedürler vardı, kurallar vardı, beklemeler vardı. Ama bir annenin gözünde tek bir gerçek vardı: Çocukları.
Ambulanslar geldi, ayrılan yollar, hastaneler, tomografiler… Ama bir evde artık eksik bir çocuk vardı. Ve o eksiklik hiçbir raporla dolmayacak kadar derindi.
En acı an ise hastane koridorlarında yaşandı. Bir doktorun sesi titreyerek bir ismi çağırdı. Sandalye istendi. Ve bir annenin dünyası, o sandalyeye oturduğu anda değişti.
O ana kadar aklına bile getiremediği gerçeği, artık oradaydı. Kaçınılmaz, geri alınamaz, sessiz ve ağır…
Bir evlat, kucakta son kez görülmüş ama geri bıraktırılmıştı. Sonrası ise tarif edilemeyecek bir boşluk.
Bugün o dosya mahkemede. Bilirkişi raporları, itirazlar, ATK süreçleri… Karşı tarafın teklif ettiği paralar, “kader” diye kurulan cümleler…
Ama bir annenin sorusu hâlâ aynı: “Adalet bu kadar mı?”
Bir çocuk kaybının, bir ailenin dağılmasının, bir annenin ömür boyu taşıyacağı yükün karşılığı hangi cümle olabilir?
Bu sadece bir trafik kazası değil. Bu, bir ailenin aynı anda hem hayata tutunmaya hem de bir evladın yokluğuna alışmaya zorlandığı bir kırılma.
Ve en önemlisi şu: Bu hikâyeler dosyalarda değil, insanların kalbinde devam ediyor.
Bugün mağdur ailelerin sesi olmak, sadece bir talep değil; bir vicdan meselesi.
Çünkü bazı acılar zamanla geçmiyor… Sadece insanın içinde sessizce büyümeye devam ediyor.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nezahat Temel 29 Haziran 2026 / 13:41 Yanıtla

Acılı ailelerin sesi olduğunuz ve onlara umut ışığı olduğunuz için minnettarız 👏🏻

Yonca erkeç 29 Haziran 2026 / 18:25 Yanıtla

Elinize emeğinize sağlık iyiki varsınız

Veri alınamadı.