Evet evet, sizde farkında değilsiniz ama sessiz sedasız bir savaş var.
Bu savaş; ekmeğine göz diken korsan ile, taksicilik yapan meslek erbapları arasında.
Şehirlerin sokaklarında sessiz ama büyüyen bir kavga var.
Bu kavga direksiyon başında yaşanıyor. Bir tarafta mesleği taksicilik olan yıllardır yolcu taşıyan taksi esnafı, diğer tarafta telefon uygulamasıyla çalışan yeni bir sistem.
Bugün Türkiye’de tartışılan mesele sadece bir ulaşım modeli değil. Bu bir ekmek kavgası.
Taksi esnafı diyor ki;
“Biz bu mesleğe yıllarımızı verdik. Ruhsat aldık, vergi ödüyoruz, denetleniyoruz. Her gün direksiyon başında ekmek peşindeyiz.”
Evet haklılar.
Gece gündüz, yağmur çamur demeden kuruş kuruş çalışıyorlar.
Ama karşılarına çıkan yeni sistem bambaşka bir tablo çiziyor. Özel aracını alan biri uygulamayı indiriyor ve yolcu taşımaya başlıyor. Ne ticari plaka var, ne aynı maliyetler, ne de aynı yükümlülükler.
O zaman sormak gerekiyor:
Bu gerçekten teknoloji mi, yoksa dijital korsanlık mı?
Savunanlar “çağın gereği” diyor.
Eleştirenler ise “kuralsız rekabet” diyor.
Sistemde “Yolcu aldığı hizmetinin karşılığı 100 TL para veriyor, Korsan sürücü yaptığı korsanlık için 100 TL para alıyor. Ama bununla ticaret bitmiyor. Uygulamayı kullandıran fırsatçılar hem yolcudan, hem de korsan çalışma yapan kişiden komisyon alıyor. Yani işlem burada yaşanırken kazanan üçüncü taraf oluyor”.
Takside “ Yolcu aldığı hizmetin karşılığı 100 TL para veriyor, Taksici esnafı verdiği hizmetin karşılığında 100 TL para alıyor. Ve ticaret bitiyor.”
Gerçek şu ki sokakta tansiyon yükseliyor. Çünkü mesele sadece uygulama değil, adalet duygusu.
Bir taksi esnafı milyonlarca liralık plaka yatırımı yapmışken, başka biri aynı işi hiçbir yükümlülük olmadan yapabiliyorsa burada ciddi bir sistem sorunu var demektir.
Ama madalyonun bir de diğer yüzü var.
Vatandaş neden alternatif arıyor?
Çünkü bazı şehirlerde taksi bulmak zor. Hizmet kalitesi eleştiriliyor. Fiyatlar tartışma konusu oluyor. İşte tam bu noktada uygulamalar devreye giriyor ve boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Yani aslında bu kavganın iki tarafı var:
Bir tarafta emeğini korumak isteyen taksici
Diğer tarafta daha kolay ulaşım arayan vatandaş…
Ve tam bu noktada Türkiye Taksiciler Odası’nın yeni bir müjdeyle karşımıza çıkması bekleniyor.
Yepyeni bir uygulama: Türkiye Taksi.
Neden mi?
Teknolojinin gerisinde kalmayarak vatandaşın taleplerine cevap verebilmek için.
Bursa bunun örneğini başlattı.
Bursa Taksi uygulamasıyla şehirde, güvenli ve teknolojik yolculuk hizmetinden faydalanılabiliyor.
Bu noktada yurttaşlarımıza taksi esnafımıza sahip çıkmalarını, menşei çakma Türk olan, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı ve New York borsasında işlem gören firmalardan uzak durmalarını tavsiye edebilirim.
Nedeni bu uygulama üzerinden yapılan taşımacılık bir hizmet falan değil, sadece ben buradan geçiyorum fırsatçılığıdır.
Kaçaktır, emek hırsızlığıdır ve bunu kullananlar da bana göre hırsızlığa menfaati için göz yumanlardır.
Ne geldiyse başımıza bu hırsıza göz yummamızdan gelmedi mi?
Türkiye’de yolcu taşıma işi ticari taksi, dolmuş ve yetkili taşıma şirketleri tarafından yapılabilir.
Bu nedenle uygulama özel araçla yolcu taşıma mantığına dayandığı için “Hukuki risk” barındırır ve yasal değildir.
Uygulamayı kullanan her iki tarafa trafik polisleri, korsan taşımacılık suçundan işlem yaparak araç bağlama, yüksek para cezası gibi durumlar olabilir.
Ayrıca taksilerde ticari sigorta vardır.
Ama uygulama üzerinden korsanlık yapan araçlar bireysel araç sigortası ile çalıştıkları için, kaza durumunda sigorta kurumları “ticari faaliyet yapıyordun” diyerek ödeme yapmazlar.
Son Sözüm…
Evet bir tarafta meslek erbapları, vergisini veren devleti tarafından yasal mevzuatta çalışan taksici esnafı.
Diğer tarafta yasal düzenlemeye girmemiş korsan ve kaçak olarak sürdürülmeye çalışılan bir sistem.
Uygulama yasal zemine de oturtturulsa da taşımacılık işi meslek erbapları tarafından yapılmalı.
Fırsatçılık tehlikeli bir zehirdir.
Türkiye de taşımak için Taksiler var ve küçük hesaplarla yıpranmaz. Unutmayın “Güneş balçıkla sıvanmaz.”
Neymiş efendim dünyada varmış.
Yok paşam yok… Burası Türkiye; buralarda artık hırsıza, fırsatçıya yer yok.
Kalın Sağlıcakla…