Bu ülkede bir isim vardı… Zor zamanlarda insanların yanında gördüğümüz, depremde, afette, dara düşenin elinden tutmaya çalışan bir isim… Haluk Levent…
Birçok insan ona güvendi. Çünkü insanlar sadece para vermedi; umut verdi, inandı, “Birileri bizim için bir şey yapıyor” dedi.
Ama bugünlerde ortaya atılan iddialar hepimizin kafasında soru işaretleri oluşturdu.
Şimdi herkes aynı şeyi soruyor:
“Gerçek ne?”
Ben burada ne birini peşinen suçlamak isterim ne de kimseyi sorgusuz sualsiz savunmak… Çünkü hukuk bunun için var. Gerçekler ortaya çıksın, varsa bir hata yapan hesabını versin, yoksa da haksızlık giderilsin.
Ama şunu da söylemeden geçemem…
Yardım işi çok hassas bir iştir. Çünkü insanlar sadece cebinden çıkan parayı değil, kalbindeki güveni emanet eder. Bir yetimin, bir depremzedenin, zor durumda kalan bir ailenin umuduna dokunan herkes, bu güvenin ne kadar kıymetli olduğunu bilmek zorundadır.
Bugün mesele sadece Haluk Levent meselesi değil aslında…
Mesele, insanların “Yardım edersem gerçekten yerine ulaşır mı?” diye düşünmeye başlamaması meselesi.
Çünkü bu ülkede hâlâ iyiliğe inanan çok insan var. Hâlâ komşusunun derdine koşan, hiç tanımadığı birine el uzatan insanlar var.
Dileğimiz; gerçeklerin bir an önce ortaya çıkmasıdır.
Çünkü iyiliğin en büyük düşmanı kötülük değil, kaybolan güvendir.
Ve biz bu ülkede güvenimizi kaybetmek istemiyoruz…
Güven gercekten onemli..
Hayal kırıklığı yasamadigimiz guzel gunler diliyorum.